Prof. Demiralp, aradan geçen 3 ayın ardından bugünkü veriler ışığında Türkiye'nin geldiği noktayı Sözcü'ye değerlendirdi.

BELİRSİZLİK UZADI

Demiralp, salgının ve dolayısıyla belirsizliğin uzamasının yatırım iştahını körelttiğine dikkat çekerek Demiralp, “Bunu ikinci çeyrekteki büyüme rakamlarında da gördük. İşsizlik oranının artması salgın normale döndüğünde bile hızlı bir şekilde eski üretim seviyelerine ulaşmasını yavaşlatıyor” dedi.

Demiralp, sağlık sorunu çözümlenmeden ekonomik olarak normalleşebilmenin mümkün olmadığını dile getirerek, “Özellikle birinci dalgada daha başarılı bir performans gösterdiyseniz, virüs tam olarak ortadan kalkmadan tedbirleri gevşetmek ikinci dalga riskini artırıyor. Çünkü birinci dalgada gösterilen başarı, toplumda daha az bir kesimin bağışıklık kazanmış olduğuna işaret ediyor. Yani tedbirler kalktığında hastalığı kapma riski yüksek oluyor” diye konuştu.

Türkiye'nin birinci dalgada izolasyon ve kapatma tedbirlerini hızlı bir şekilde devreye soktuğunu dile getiren Demiralp, “Bu şekilde vaka sayıları daha hızlı düşüş gösterdi. Ancak maalesef bizim öngörülerimize de paralel olarak vaka sayılarında tam kontrol sağlanmadan tedbirlerin gevşemesi ile vaka sayılarının tekrar artışa geçtiğine şahit oluyoruz” ifadelerini kullandı.



“İKİNCİ DALGA TAM GELMEDİ”

“İkinci bir dalga henüz tam manasıyla gelmiş değil” diyen Selva Demiralp şunları söyledi:

“Ancak öncü göstergeler bu yönde işaret ediyor ve büyük bir dalga oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınması çok önemli. Ekonomik açıdan pandeminin uzaması, ekonomik daralmanın süresinin uzaması anlamına geliyor.

Bu da GSYH küçülmesinin sadece geçici bir dalgalanma olmaktan çıkıp potansiyel üretim kapasitesini etkilemesine sebep oluyor. Potansiyel üretim üç temel faktörden etkileniyor. Sermaye artışı (yani yatırım), istihdam kalitesi ve teknoloji.”

Uzun süren işsizliğin işgücü kalitesini azalttığını belirten Demirlap, “Keza bu ortam teknolojik yatırım ve yabancı sermaye girişi için de elverişli bir zemin sunmuyor” dedi.