• DOLAR 3,9602 TL
  • EURO 4,6522 TL
  • Altın 163,0758 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

CHP, “LİDER’İNİ” DEĞİL, “GENEL BAŞKANI’NI” SEÇTİ...

Algan HACALOĞLU

Algan HACALOĞLU

E-Posta :

 CHP, “LİDER’İNİ” DEĞİL, “GENEL BAŞKANI’NI” SEÇTİ...

Algan HACALOĞLU (09/09/2014-İstanbul)

 

I.- “Konuşan, demokrasi geleneklerine uyan, geleceğe umut saçan” bir Kurultay yerine, “suskun, susturulmuş” bir Kurultay yaşadık...

 

Görmeğe alışık olmadığımız bir Kurultay yaşadık... Delegeler konuşamadı... Sadece Divan Başkanı Engin Altay,  Genel Başkan adayları Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu, bir de, siyasi kimliği olmayan “takdimci Barış kardeş” konuştu...

 

Oysa, Cumhurbaşkanı seçimi fiyaskosu sonrası, Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu odaklı yoğun eleştiriler sonrası, Gn. Başkan Kılıçdaroğlu “baskın Olağanüstü Kurultay” kararı alarak, aklanma yolunu seçmişti. Oysa gerçek aklanma, delegelere de söz hakkı tanınarak sağlanabilirdi. Onun da tek yolu, Kurultay gündemini belirleyen Genel Başkanın derhal son dönem faaliyetlerini, tabiatıyla Cumhurbaşkanlığı seçimini, kapsayan bir “Dönemsel Faaliyet Raporu” hazırlatarak Kurultaya “değerlendirilmek” üzere sunmasıydı...

Eğer Sn. Kılıçdaroğlu bunu kapsayan bir maddeye Kurultay Gündeminde yer vermiş olsaydı, CHP, “suskun, susturulmuş” bir Kurultay yerine, “konuşan, demokrasi geleneklerine uyan, geleceğe umut saçan” bir Kurultaya dönüşürdü... Yapılmadı, yazık oldu...

 

II.- Kurultay Salonuna “dağınıklık”, CHP değerleri ve geleneklerine “duyarsızlık” hakimdi...

 

Kurultay bugün kadar gördüğümüz en dar salonlardan birinde yapıldı. Oysa ilgi ve tansiyonun yüksek olacağı biliniyordu...Kimin nerede oturduğu, oturacağı söz ve kağıt üzerinde kaldı...

 

Kurultay’da, salonda bulunan birkaç misafir yabancı dışında kimse tanıtılmadı... Salona gelen eski Genel Başkanların, “Deniz Baykal’ın, Altan Öymen’in, Hikmet Çetin’in, Murat Karayalçın’ın” varlığı umursanmadı...Tabiatıyla, bu duyarsızlığın sorumlusu “takdimci Barış kardeş” değil, Kurultay’ı düzenleyen siyasetçiler idi...

 

Genel Başkan K.Kılıçdaroğlu’na siyaseten yakın duranların salona hakim olmaları çok doğaldı. Sonuçta, bu Kurultay “yenilenmemiş” ilçe ve il kongrelerini temsil eden delegeler ile yapılmaktaydı... Ancak, Genel Başkan’a rakip aday M. İnce konuşurken onu susturmaya dönük sloganların atılması, hiç hoş değildi...

 

Salonun düzeni ve CHP gelenekleri içinde akışından bu saygısızlığa uzun süre suskun kalan Divan kadar, mevcut yönetim de sorumluydu... Zira, CHP’ye yakışmayan bu eylemlere, salonun düzeninden sorumlu kimi gençler öncülük etmekteydi...



III.- CHP, 18. Olağanüstü Kurultay’da “LİDER” değil, “GENEL BAŞKAN” seçti... Ancak örgüt, “İşler İyi Gitmiyor” uyasını da yaptı...

 

Lider, “duruşu, vizyonu ve söylemi” ile Partisi ve toplumuna önderlik eden kişidir... Kurultay da yapılan her iki aday konuşması da, “lider adayı” konuşması değil, rutin “genel başkan adayı” konuşması idi... Birbirlerini açık düşürme arayışına odaklanmış, dar çerçeveli duygu ağırlıklı konuşmalardı...

 

Oysa her iki adaydan da beklenen;

·       Demokrasimizin üzerine çöken karabulutları nasıl dağıtacağız... Hukuk devleti kurum ve değerlerini nasıl ayağa kaldıracağız..?

·       Terör ve şiddeti nasıl aşacağız, iç barışımızdaki kanamaya nasıl son vereceğiz; insan onuruna ve ülkemizin bütünlüğüne nasıl sahip çıkacağız; hoşgörü duygumuzu, bireysel kültürel haklara saygı anlayışını nasıl geliştireceğiz..?

·       Ülkede yaygınlaştırmak istenen despot yönetim anlayışına, yargı bağımsızlığına yönelik saldırılara, cemaat kuşatmasına, AKP iktidarının “kuralsızlık, yolsuzluk, yoksulluk, eşitsizlik” üreten politikalarına nasıl son vereceğiz..? 

·       “Eşitlik, özgürlük ve adalete” nasıl sahip çıkacağız... Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi ülkemizde nasıl egemen kılacağız..?

·       “Kafası, vicdanı, kendisi özgür” insan için, cemaatlar tarafından teslim alınmamış, kafası dogmalarla doldurulmamış insan için, huzurlu ve adil bir demokratik yaşam ortamını nasıl sağlayacağız..?

·       Her inanç ve kökenden tüm yurttaşlarımıza “eşit mesafede duran demokratik hukuk devleti” yapılanmasının önündeki önyargı ve engelleri nasıl aşacağız..?

·       AKP iktidarının, halkımızı “Atatürk ilke ve devrimlerine” yabancılaştırmaya dönük çabalarını nasıl boşa çıkartacağız..?

·       Sosyal demokrasinin çağdaş evrensel değer ve kurallarını, kapsayıcı sosyal refah devleti yapılanmasını, emek haklarını, iş ve aş üreten verimli ve rekabetçi yeni ekonomiyi, nasıl kurgulayacağız..?

·       Dış ilişkilerimizdeki teslimiyetçiliğe, ulusal bağımsızlığımıza yönelik komplolara, Ortadoğu bataklığının tuzaklarına karşı nasıl bir “onurlu, kişilikli ve kararlı” duruş sergileyeceğiz..?

·       Kısaca, 9 ay sonra, hangi vizyon, program ve politikalarla Cumhuriyet Halk Partisi’ni İKTİDARA TAŞIYACAĞIZ..?

sorularına, kapsamlı ve inandırıcı yanıtlar vermeleriydi. Ne yazık ki, her iki aday da, bu konulardan uzak durdular...

 

Sonuçda CHP, kendisini 9 ay sonraki genel seçimlere “iktidar yolunu döşeyecek Liderini” değil, kendisini 9 ay sonraki “seçimlere doğru taşıyacak Genel Başkanını” seçmiş oldu...

 

Mustafa Sarıgül CHP üyesi değilken ve Kılıçdaroğlu’na “tam destek” açıklaması yapmamışken, Kılıçdaroğlu 1164 oyla genel başkan seçilmişti… Oysa bu defa, Mustafa Sarıgül tam desteğini açıkladığı ve ve desteğini kanıtlarcasına tantana ile Kurultay salonuna girdiği halde, K.Kılıçdaroğlu, genel başkan adayı olarak 740 oyla yetinmek durumunda kaldı...

Belli ki CHP örgütü, Sn. Genel Başkan’a verdiği bu düşük düzeyli destek ile, seçimlere 9 ay kala, “işler iyi gitmiyor” uyarısında bulunmak istedi...

 


IV.- Ortalama 447 oy ile seçilen CHP Parti Meclisini, örgütü motive etme ve seçimde başarıya taşıma konularında son derece zor bir sınav beklemektedir...

 

Parti Meclisi (PM) üyeliği için yapılan seçimlerinde, PM Üyesi seçilen 52 kişinin (Platform Hariç) aldığı oyların Kişi Başına Ortalaması 447 ile, yani toplam Kurultay delege sayısının yüzde 36,7’si ile sınırlı kaldı... Bu rakam, CHP’nin yeniden açıldığı 1992 yılından günümüze EN DÜŞÜK orandır...

 

Kurultayın iradesini yansıtan bu çok düşük oy oranları ile Parti doğal olarak yönetilebilir, ancak arkasındaki örgüt desteği bukadar düşük bir Parti Meclisi yapısı ile örgütün motive edilmesi, hele 9 oy sonraki seçimler için örgüte önderlik edebilmesi son derece zor olacaktır...

 

Platform dışında 52 üyelik için yapılan PM seçiminde “en yüksek oyu” 665 ile İhsan Özkes, “en düşük oyu” ise 317 ile Saliha Sera Kadıgil aldı... Alınmış olan, gerek en yüksek ve gerekse en düşük oy miktarları da, bugüne kadar görülen en düşük oy sayılardır.

 

Değerli milletvekili arkadaşımız İhsan Özkes son yerel seçimlerde Üsküdar Belediye Başkan adayımız idi... Seçim kampanyası kapsamında Üsküdar meydanı ve çevresini “Çözüm Müftüdür...”, “Müftü Sorunlarınızı Bilir...” gibi pankartlarla donatmıştı. Durumu garipsemiştim, ancak adayımızın motivasyonunu olumsuz etkilememek için tavır koymamıştım. Şimdi anlıyorum ki, ben yanılmışım... Belli ki, “CHP’nin Çözümü Müftü’dür!!!”

M.İnce’nin, kendisine destek beyanında bulunanlardan adeta kaçırılır gibisine son dakikaya kadar kapalı kapılar ardında düzenlenen anahtar listesinde yer alan 52 Parti Meclisi adayının aldığı ortalama oy ise 185 ile sınırlı kaldı... Bu listede endüşük oyu ise, 100 ile, eski Kırıkkale İl başkanımız Aliye Gündüz aldı...

 

Son sözüm; delegenin kimsenin “Kurşun Askeri” olmadığını bir kez daha ortaya koyduğu bu kurultayda, M. İnce listesinin son derece yetersiz performansı, umarım bu sonuçda payı olanlara bir uyarı niteliği taşır...

 

Sn. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na ve seçilen PM ve YDK üyelerine başarılar dilerim...

Algan HACALOĞLU (9/9/2014-İstanbul)

İzlenme: 594 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ