• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

1 MART 2003’DE” EMPERYALİSTLERİN “YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNE” GEÇİT VERMEDİK...

Algan HACALOĞLU

Algan HACALOĞLU

E-Posta :

 MUTLUYUZ VE GURURLUYUZ, ÇÜNKÜ “1 MART 2003’DE” EMPERYALİSTLERİN “YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNE” GEÇİT VERMEDİK...

Algan HACALOĞLU (25 Şubat 2014-İstanbul)
 
Dört gün sonra AKP iktidarının “1 Mart Tezkeresi’nin”, TBMM’de CHP Grubunun TAM KADRO karşı duruşuyla reddedilmesinin 11. Yıldönümünü kutlayacağız... 
 
AKP İktidarının 1 Mart Tezkeresi ile,”Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a gönderilmesine;....gerektiğinde belirlenecek esaslar dairesinde kullanılmasına... yabancı silahlı kuvvetlere mensup hava unsurlarının Türk hava sahasını  kullanabilmelerine,....izin verilmesi” istenmekteydi.  Tezkerede, “en fazla, 62 bin yabancı (ABD) askeri personel ile 255 uçak ve 65 helikopterin ülkemizde konuşlanması” öngörülmekteydi. 
CHP Grubu İktidarın teslimiyetçi politikasına karşı çıkmaya kararlıydı, oylamaya girmeden evvel CHP Olağanüstü Kapalı Grup Toplantısı yapıldı. Toplantıda Genel Başkan Deniz BAYKAL, aşağıdaki özet sözleri ile Grubun his ve düşüncelerine tercüman oldu:
 
**“TÜRKİYE bir korsan devlet değildir.  
Türkiye bir korsan devlet değildir. İyi komşuluk anlayışına daima özen göstermiş sorumlu bir devlettir. Irak’a karşı da aynı sorumlu davranış içinde olmalıyız.
 
**Biz, ilkel bir Amerikan düşmanlığı anlayışı içinde siyaset yapmıyoruz; 
Biz, ilkel bir Amerikan düşmanlığı anlayışı içinde siyaset yapmıyoruz;  biz Türkiye’nin yararlarını her şeyin üzerinde tutan bir anlayışla siyaset yapıyoruz... ABD’nin her istediğine “evet” demeden de Amerika’nın ciddi bir dostu olarak kalmanın mümkün olduğuna inanıyoruz.
 
**Biz, CHP milletvekilleri olarak, Irak Tezkeresine “kesinlikle HAYIR” diyoruz...  
Irak tezkeresine biz CHP milletvekilleri olarak “hayır” diyoruz... Meclis ne karar verirse versin, biz kesinlikle “hayır” diyeceğiz. Biz bu “hayır”ı CHP’ye oy vermiş, vermemiş milyonlarca insan adına, bir umutla, “dürüst, namuslu, barışçı, adaletli bir iktidar kurar umuduyla” AKP’ye oy vermiş milyonlar adına da diyoruz.
 
**Bu savaşı insanlık kaybedecektir...
Bu savaşı Irak kaybedecektir, Türkiye kaybedecektir; ama, bu savaşı ABD de kaybedecektir, insanlık da kaybedecektir. Bu savaşa girmek istemiyoruz, ama bu savaşa sürükleniyoruz. Bu savaşta bizi kullanmak istiyorlar. Türkiye’nin coğrafyasını, toprağını istiyorlar...
 
**Türkiye Boyun eğmeyecektir... 
Irak’taki bu savaşın uluslararası hukuki bir meşruiyeti yoktur. Dünya ülkeleri bu konuda hemfikiridir. Baskılara boyun eğilmiştir; ama baskılara boyun eğen bu hükümettir. Baskılara boyun eğen Türkiye değildir, Türk halkı değildir.
 
**EVET Oyu, “SAVAŞA EVET” demektir...  
Hükümet, “savaş kararı almıyoruz, yabancı askerlerin Türkiye’de yerleşmesine izin veriyoruz” demekte. Peki, o askerler, bir süre sonra Irak sınırından geçecekler de, Bağdat’a hurma toplamaya mı gidecekler? Bu bir aldatmacadır. Alınacak olan karar çok açık bir şekilde “savaş” kararıdır.
 
**“YAZIKLAR OLSUN” iktidarın teslimiyetçi duruşuna
“Çaresiziz” diyorlar, “çaremiz yok, mecburuz, yapacak bir şeyimiz yok, onun için kabul ediyoruz” diyorlar. “Amerikan askerlerinin Türkiye’de yerleştirilmelerine izin veren tezkereyi, başka türlü davranma imkânımız olmadığı için kabul ediyoruz” diyorlar... Yazıklar olsun!
 
**TÜRKİYE hiçbir dönemde çaresiz, acz içinde olmamıştır
Biz, 1919 yılında çaresiz değildik. Türkiye’ye girmek isteyenler karşı Türkiye çaresiz değildi. Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmesini istedikleri zaman da çaresiz değildi. 1974’te de çaresiz değildik. Ama şimdi anlıyoruz ki, AKP iktidarında, 2003 yılında Türkiye çaresizdir ve çaresiz olduğu için ABD askerlerini kabul etmektedir. Bu bir itiraftır, bu bir aczdir.
 
**TÜRKİYE’nin onuru korumaya kararlıyız
Türkiye’nin onurunu koruyacak olanlar, Türkiye’nin şerefini yüceltecek olanlar, Türkiye’yi bu savaşa sokanlar değil, Türkiye’nin bu savaşa girmesine “hayır” diyenler olacaktır.”
 
Genel Başkan Başkan Deniz BAYKAL Grup’da yaptığı konuşmayla CHP’nin izleyeceği politikayı, tarihi misyonuna uygun çerçevede belirlenmesine önderlik etmiş, CHP Grubu’da ittifakla bu onurlu duruşu onaylamıştı. 01 Mart’ta kapalı oturuma geçilmeden önce, usul’e ilişkin görüşmede ise Gn. Sekreter Önder SAV’da yaptığı; 
 
“Görüşmekte olduğumuz bu izin talebi, hukuki dayanaktan yoksundur, Anayasaya aykırıdır. 1991’de, Körfez Savaşı'nda alınmış olan kararın, Anayasa Mahkemesi'nde incelenmesinden sonra, biçim ve öz yönünden iptaline gerek olmadığı kararıyla, bu kararı karıştırmayalım. hangi halin meşru olacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mutlak takdirine bırakılmış husus değildir...
 
Her somut olayda ve talepte, Anayasa’nın 92 nci maddenin aradığı meşruiyet şartının aranılması kaçınılmazdır; tıpkı bugün aramak zorunda olduğumuz gibi. Alınacak karar; ‘hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’” diyen Anayasamızın 6 ncı maddesine ve “’Anayasa hükümleri –herkesi- yasama, yürütme ve yargı organlarını ... bağlar’” diyen 11 inci maddeye aykırı olacak ve 2 nci maddede yazılı olan ‘hukuk devleti’ ilkesiyle de bağdaşmayacak.
 
Yokluk içinde bağımsızlık savaşı veren bir ulusun milletvekilleri olarak, bir komşu Müslüman ulusun bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne, doğal kaynaklarına el uzatılmasına izin vermeyiniz.
 
Geliniz, Yüce Atatürk’ün Dolmabahçe önünde demirlenmiş düşman zırhlılarına bakarak ve yumruklarını sıkıp “’geldikleri gibi gideceklerdir’” dediği gibi, biz de, İskenderun Limanına demirlemiş olan düşman gemilerine ve Türkiye’ye akın akın gelen Amerikan askerlerine ‘geldikleri gibi gitsinler’”diyelim. Bu tezkereye ret oyu kullanalım” uyarılarını içeren coşkulu konuşmayla, CHP Grubunu ve diğer partilerden yurtseverlerlik duyarlılığını henüz yitirmemiş olan milletvekilleri yüreklendirmişti.
 
TBMM Genel Kurulunda Tezkere üzerinde yapılan oylamaya 533 milletvekili katıldı, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyu kullanıldı. CHP milletvekillerinin tümü RET oyu kullandı. KABUL oyları Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen 268 salt çoğunluğa ulaşılamağı için tezkere kabul edilmemiş sayıldı.
 
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, 1 Mart tezkeresinin TBMM'de reddedilmesine kadar uzanan süreci ve o dönemde yaşananlara ilişkin düşüncelerini yıllar sonra yazdığı "Decision Points" adlı kitabında şöyle anlatacaktı: 
 
"Türklere, topraklarını kullanmamıza izin vermesi için aylardır baskı yapıyorduk, böylece 4'üncü Piyade Tümeni'nden 15 bin askeri kuzeyden Irak'a sokabilecektik. Ekonomik ve askeri yardımda bulunma, Türkiye'ye Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kilit programlarına erişim sağlaması için yardım etme ve Türkiye'nin AB'ye katılımına güçlü desteğimizi sürdürme sözü vermiştik. Bir noktada, izni alacağız gibi görünüyordu. (Dönemin başbakanı) Abdullah Gül'ün kabinesi, talebimizi onaylamıştı. Ancak TBMM 1 Mart'ta tezkereye ilişkin nihai oylamayı yaptığında, tezkere az farkla kabul edilmedi. Hayalkırıklığına ve hüsrana uğramıştım. Şimdiye kadar yaptığımız en önemli taleplerimizden birinde, NATO müttefikimiz Türkiye, Amerika'yı yarı yolda bırakmıştı." 
 
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ise, 1 Mart tezkeresinin redddedilmesinden 9 yıl sonra (2012’de) şu açıklamayı yapıyordu:
"Ben 1 Mart tezkeresini savunanlardandım. O zaman Başbakan değil, genel başkandım ve 1 Mart tezkeresinde yeterli oy alınamadığı için  Irak’a girilmedi. Daha sonra Başbakanlığım döneminde ‘Tezkereyi geçirdik’. Ancak bu defa da oradaki (Kuzey Irakta’ki Türkmenler) kardeşlerimiz ‘Türkiye buraya girmesin’ dediler. Bunun üzerine, Bush yine beni telefonla aradı ve ‘Bunu erteleyelim’. dedi. Böylece, bu kez de ABD Başkanı Bush’un talimatını dinlemek zorunda kalan AKP iktidarı, bir kez daha hüsran içinde, müslüman komşularımıza/kardeşlerimize yönelik emperyalist içgüdülerini bastırmak zorunda kaldı...
 
CHP Grubu’nun karşı duruşu sonucu, Türkiye’yi Irak savaşına sokamayan ABD, 19 Mart 2003 de, İngiltere’nin askeri ve siyasi desteğini de yanına alarak, “İrak’ı işgal, Saddam’ı devirme” amaçlı askeri operasyonunu başlattı. 
 
2011 yılının ortalarında, 8 yıl 8 ay sonra ise, geride, “yüzbinlerce ceset, milyonlarca acılı aile, birlik ve bütünlüğü çökertilmiş bir ülke, alt kimlik kavgaları ile toplumsal dayanışma, hoşgörü ve sevgi bağları yok edilmiş, parçalanmış bir toplum” bırakarak, Irak’ı terketti...
 
Mart 2003’den ABD askerlerinin çekilişinden 6 ay öncesine kadar geçen sekiz yıllık “acı-kan-yıkım-vahşet ve toplumsal facialar” ile yüklü dönemde, (Bu konudaki en güvenilir kaynaklar arasında yer alan ‘University of Washington, Johns Hopkins University, Simon Fraser University and Mustansiriya University uzmanlarının raporuna göre) 461 bin “Iraklı sivil” hayatını kaybetti. Bunlardan yüzde 70’e yakınının ölüm nedenini, doğrudan şiddet kullanımı oluşturdu; diğerleri ise, yıkım ve çatışma ortamına bağlı, sağlık ve bakım olanaklarını yetersiz olduğu dolaylı koşullarda  yaşamlarını yitirdi...  
 
Birleşmiş Milletler Mülteciler Komitesi (UNHCR) verilerine göre, savaş sürecinde, şiddet veya etnik temizlik eylemlerinin sonucu olarak, 1,3 milyon kişi Irak içinde zorunlu olarak göç etmek, 1,4 milyon kişi ise ülkeyi terkederek (çoğunluğu Ürdün ve Suriye’ye olmak üzere)  çevre ülkelere sığınmak zorunda kaldı.
 
Bugün ülkede 4,5 milyon öksüz kalmış çocuk vardır; bunların 600 bini, sokaklarda yaşamakta, açlık ve sefalet içinde yaşama tutunmaya çalışmakta...
 
ABD’nin işgalinden evvel, petrole dayalı önemli düzeydeki gelir kaynaklarına rağmen Irak halkının yüzde 17’si sağlıklı yaşam koşullarından, kamusal  hizmetlerden yoksun varoşlarda yaşarken, savaş sonrasında bu oran yüzde 50’ye tırmandı... 
 
ABD, işgal ile Irakta yarattığı toplumsal yıkım ve kıyıma karşın, kendisi de ağır bir mali bedel ödedi. Amerika, Irak’ın işgali ve Saddam’ı devirme planını 50-60 milyar dolarlık bir harcama ile sonuçlandırabileceğini öngörmüştü. Oysa günümüze değin askeri operasyonun Amerika’ya toplam maliyeti 2,2 trilyon dolara ulaştı...
 
Bu arada, Irak’ı işgali sürecinde ABD’nin 4,489, Koalisyon ortaklarının 319 askeri, 348 basın mensubu ve 448 akademisyen hayatlarını kaybetti, yaklaşık 100 bin (resmi rakamlara göre 32.021) askeri personel yaralandı... Halen Irak savaşına katılmış 320 bin asker psikolojik sorunlar yaşamakta olup, hergün birkaçı intihar etmekte.
 
ABC News’in Mart 2009 tarihli araştırmasına göre, Iraklıların  yüzde 18’inin ABD’nın ülkelerini işgal ve müdahasine olumlu yaklaştıklarını ortaya koymakta. Maalesef günümüzün karmaşık evrensel siyaset ve ekonomik dengeleri içinde, her ülkede emperyalistlerin uşaklığına soyunmuş, çıkarlarını dış odaklara bağlamış kişiler bulunması olağan karşılanmakta.
 
Profesör Juan Cole, “Amerika halkının büyük bölümü ABD’nin Irak’a ne yaptığı hakkında bilmiyor” demektedir. Ama ABD liderleri ve güç odaklarının “demokrasi, evrensel barış ve halkların iradesine saygı” söylemleri çok kere, emperyalist özlemlerden öteye geçmemektedir.    
 
Söylemde, uluslararası barışı korumak evrensel refaha katkı sağlamak için, özünde ise kendi çıkarlarını korumak (İrak ve Orta-Doğuda petrol kaynakları üzerinde hegemonyasını sürdürmek) için ABD’nin alışkanlık haline getirdiği açık/askeri veya örtülü/sivil müdahalelerin bedelini sadece müdahaleye uğrayan ülke değil, öncelikle çevre ülkeler, sonra diğer tüm ülkeler  ödemektedir.
 
Bu nedenlerle, 01 Mart 2003’de, TBMM CHP Grubu olarak, Genel Başkan Deniz BAYKAL’ın önderliğinde AKP iktidarının “IRAK’TA ABD MÜDAHALESİNE ORTAK OLMA” girişimine, bu amaçla getirdiği ABD’ye TESLİMİYET Tezkeresine GEÇİT VERMEDİK... 
 
01 Mart 2003’de, “ATATÜRK ilke ve değerlerine, Ulus Devletimizin varlığı ve bütünlüğüne” yürekten inancımız ve bağlılığımızla, “Ulusal Kurtuluş Mücadelemizin” genlerimize kazıdığı “onurlu ve yürekli ANTİ-EMPERYALİST” duruşumuzla, ÜLKEMİZİN VARLIĞINI, HALKIMIZIN ONUR VE HUZURUNU KORUDUK.
 

İzlenme: 501 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ