• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

EKMELEDDİN BEY, “KONUMUNUN, BİRİKİMİNİN ve MİSYONUNUN” GEREĞİNİ, KENDİ ÖZÜNDEN SAPMADAN, ÖZVERİYLE YAPTI... SINIFTA KALAN İSE, ONU GÖREVLENDİRENLERDİR... AKP’nin cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan karşısında çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seç

Algan HACALOĞLU

Algan HACALOĞLU

E-Posta :

 EKMELEDDİN BEY, “KONUMUNUN, BİRİKİMİNİN ve MİSYONUNUN” GEREĞİNİ, KENDİ ÖZÜNDEN SAPMADAN, ÖZVERİYLE YAPTI...  SINIFTA KALAN İSE, ONU GÖREVLENDİRENLERDİR...

AKP’nin cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan karşısında çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçimi kaybedeceği daha ilk günden belli olmuştu.

Evet,  Ekmeleddin İhsanoğlu’nun sergilediği söylemlerin çoğunluğu, genelde CHP’nin ideolojik tercihleri ve ilkeleri ile örtüşmedi. Ancak çatı adayının ilişkilerinde sevgi, saygı ve hoşgörüyü temel alan, çok seviyeli, kendisi ile barışık bir aday kimliği sergilediği bir gerçek.  Eminim, bu görüntüsü ile birçok kişinin  oyunu alamasa dahi, takdir ve beğenisini kazanmıştır.

Bu seçimde adaylaşma sürecinin dışarıya yansıyan tek yetkilisi ve sorumlusu, en azından CHP’liler açısından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Gn. Başkan K. Kılıçdaroğlu, bu çerçevede;

(a) Ortak adayda bulunması gereken niteliklerin tartışılmasını sağlamadan, “CHP tabanının, yurtseverlerin, demokratların” içlerine sindirecekleri  nitelikler konusunda partinin, partililerin görüşünü almadan MHP lideri Devlet Bahçeli ile tek başına uzlaşarak, seçimlere Çatı altında katılma kararı aldı. Bu konuda partinin yetkili organlarına da danışmadı, onların da onayını almadı...

 

(b) İşin doğasına aykırı bir tercihle, “Adayın siyasetçi kimliği olmayacağını” ilan etti... Genel Başkan olarak, CHP’lilerin Birinci Turda  içlerine sindirebilecekleri, coşku ile destekleyebilecekleri “CHP’nin kendi adayı” ile seçime katılmaları seçeneğinin önünü, kendi insiyatifi ile kapadı...

 

(c) Başlangıçta kimsenin tanımadığı “Ekmeleddin İhsanoğlu’nu”,

·       Partinin yetkili organlarının görüş ve onayını almadan, ‘Kendisine kefilim, konuştukça kendisini seveceksinin’ diye takdim ederek, 

·       MHP ile oluşturduğu “ÇATI’nın Cumhurbaşkanı Adayı” olarak CHPli’lere empoze etti, kamuoyuna duyurdu...

 

(d) Sn. K. Kılıçdaroğlu’nun başlangıçta ortaya koyduğu iddianın aksine, Çatı adayı, ‘saygın, kendi uzmanlık alanında birikimli’ kimliğine rağmen, “konuştukça, Parti tabanına kendini daha çok sevdiremedi”,  parti tabanının ‘yadırgadığı’ bazı söylemleri nedeniyle gerekli coşkuyu yaratamadı... Bu olgu karşısında Genel Başkan tarafından açıklanan “Sandığa tıpış, tıpış gideceksiniz” talimatı  ile, tabanda CHP vicdanını rahatsız eden yeni bir tartışma yaratıldı...

Sonuçta maalesef beklenen oldu. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aldığı oylar, son yerel veya genel seçimlerde (Çatı adayını desteklediği ifade edilen diğer 12 partinin aldığı oylar kaale alınmadan dahi) “CHP ve MHP” aldığı oylarının toplamının gerisinde kaldı. Böylece, Recep Tayyip Erdoğan I. Turda Cumhurbaşkanı seçildi...

Bu gelişmeler özellikle CHP tabanını son derece üzmüştür... Eğer daha uygun bir aday belirlenmiş olsaydı (Ben aday önerimi daha evvel Deniz Baykal olarak açıklamıştım), veya Parti “Cumhuriyet değerlerine, Atatürk’ün devrimci kimliğine duyarlı, deneyimli, demokrat ve hoşgörü sahibi, parti tabanınca bilinen ve sevilen herhangi bir siyasetçiyi CHP’nin Adayı olarak sunmuş olsaydı, R.T.Erdoğan en azından I. Turda Cumhurbaşkanı seçilemezdi.

II. Turda ise, muhalefet partilerinin “ilke ve politikalar” temelinde kendi aralarında sağlayacakları uzlaşma sonucu, R.T.Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasının önü kesilir; çok büyük ihtimalle CHP adayının (muhalefetin ortak adayı olarak) Cumhurbaşkanı seçilmesinin önü açılırdı.

Özetle, özellikle CHP ilgili üst yönetimi tarafından izlenen “siyaset pratiğinden ve parti organlarından kopuk” politikalar ve tercihler sonucu, Cumhurbaşkanlığı Makamı, CHP ve MHP yetkilileri tarafından Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a altın tepsi içinde  sunulmuş oldu...

SN. ERDOĞAN’IN KURGULADIĞI  CUMHURBAŞKANLIĞI MODELİNİ KABUL ETMEMİZ SÖZ KONUSU OLAMAZ.

Parlamenter demokrasi kurallarının işlediği ülkelerde seçim sonuçlarına saygı, demokratlığın temel göstergesidir. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi, büyük çoğunluğun beklediği gibi sonuçlandı. Cumhuriyet ve Aydınlama modeline gönül koymuş  yurtseverler, gerçek demokratlar ve CHP’liler için ise,  seçimin sonucu sürpriz olmadı, ama mevcut koşullarda hazmedilmesinin çok güç olacağı açık... Evet seçim sonuçlarına saygılı olacağız, ancak Sn. Erdoğan’ın kurguladığı  Cumhurbaşkanlığı modelini kabul etmemiz söz konusu olamaz.

Dün akşam seçim sonuçlarını Kanal 6’dan izledim. Genelde yorumcular, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile ülkede doğması muhtemel kargaşanın tedirginliği içindeydiler. Başkanlık sistemine geçiş arayışlarının veya RTE’nin mevcut Anayasa’da yazılı yetkilerini zorlamasının parlamenter hukuk devleti yapımızda yaratacağı kaçınılmaz sorunlar ile ‘erkler arası çatışmaların’ kasveti adeta üzerilerine çökmüş gibi idi. Sadece biri hariç. RTErdoğan’ın Başbakanlıkta eski sözcüsü ve danışmanı, şimdi Hürriyet’te köşe yazarı Akif Beki, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini “İcra’nın Başı” olarak tanımladı. Diğer yorumcuların “Hayır, Devletin Başı” olarak düzeltme çabalarına rağmen Beki, israrla “İcranın Başı” iddiasını sürdürdü.

Oysa, Anayasa’nın 104. Maddesi, ‘Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkilerini’, “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” şeklinde tanımlamaktadır.

Evet Cumhurbaşkanı, TBMM adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.  Evet Cumhurbaşkanı, ‘Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, YÖK üyeleri, Rektörler, Anayasa Mahkemesi ve Üst Yargı Organları üyeleri dahil’ bazı atamaları yapmak, Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmek, gerekli gördüğü hallerde Bakanlık Kurulu’na başkanlık etmek, gibi yürütme alanına ilişkin bazı yetkileri de kullanır. 

Ancak bu anayasal yetkiler çerçevesinde, Cumhurbaşkanı’nı “İcranın Başı” olarak algılamak ve sunmak, bu koşullarda ülkemizin önümüzdeki günlerine hakim olacak ‘kargaşa ortamının’ ön habercisi niteliği taşır.

Olası muhtemel böylesine bir kargaşa ortamının toplumumuzda yaratacağı derin tahribat ancak,  CHP’nin silkinmesi, tabanının tüm kesimleri ile bütünleşerek, kendi kimliğini sahiplenmesi, kendi gerçek gücüne kavuşması ile önlenebilir...

HERHALDE BU KONUDA İLK ÖZVERİYİ DE, İSTİFA MÜESSESESİNİ İŞLETEREK, GN. BAŞKAN SN. KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN BEKLEMEK TÜM CHP’LİLERİN EN DOĞAL HAKKIDIR....

BÖYLESİNE BİR DEMOKRATİK GELİŞME, HEM GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN SİYASİ KİMLİĞİNE, HEM DE CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN VARLIĞINA GÜÇ KATAR...

(Sn. Kılıçdaroğlu’nun bugün yaptığı açıklamaya göre, “Bu seçimin galibi Selahattin Demirtaş ve Ekmeleddin İhsanoğlu’dur”... Evet Sn. Gn. Başkanın bu açıklamasına katılıyorum. Ancak cümle yarım kalmış... “Bu seçimin iki de mağlubu var. CHP ve MHP ile onların Genel Başkanlarıdır... A.H.) (Tabi bu arada seçimin asıl galibi AKP ile R.T.Erdoğan’ı unutmak demokrasi anlayışı ile bağdaşmaz)

Sevgi ve Saygılarımla...Algan HACALOĞLU (Silivri, İstanbul- 11 Ağust.2014)

(19,20,22,23. Dönem CHP İstanbul MV)

(CHP eski Gn. Başkan Yardımcısı ve Gn. Sekreter. Yardımcısı)

(SHP Kurucu MKYK Üyesi, SODEP İstanbul Kurucu İl Başkanı

İzlenme: 400 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ