• DOLAR 3,9602 TL
  • EURO 4,6522 TL
  • Altın 163,0758 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

LAFTA “HALKIN İRADESİ”, ÖZDE “TAYYİP ERDOĞAN DİKTASI”!!!

Algan HACALOĞLU

Algan HACALOĞLU

E-Posta :

LAFTA “HALKIN İRADESİ”, ÖZDE “TAYYİP ERDOĞAN DİKTASI”!!!

Algan HACALOĞLU (30 Aralık 2013-İstanbul)

 

I.- “RTE /AKP iktidarında”, sadece “Erkler Ayrılığı İlkesi” Ayaklar Altına Alınmadı... Önce, “Yandaşlar/Çıkarcılar/Cemaat” İttifakı ile Yürütme ve Yargı Erklerinin “İç Kurumsal Bütünlükleri” Çökertildi... Sonra Çömlek Patladı, Çıkarcılar Birbirine Düştü, “Rantçılar/Talancılar/Rüşvetçiler” Açığa Çıktı...

 

Demokrasilerde “Erkler Ayrılığı” ilkesi, “bağımsız demokratik hukuk devleti”  fonksiyonlarının, “yasama, yürütme ve yargı erklerini” oluşturan  organlar tarafından, kendi yasal yapıları ve gelenekleri çerçevesinde yerine getirilmesidir.

 

“Erkler Ayrılığı” ilkesinin yaşamsal kuralını ise, “Yasama, Yürütme ve Yargı” erklerinin, birbirleriniyönetme/yönlendirme/tahakküm etme” arayışına girmeden görevlerini gereğince yerine getirmeleri oluşturur.

 

Bu temelde, “Erkler Ayrılığı İlkesi”, devletin bütünlüğü ve devlet organlarının etkinliğini” sağlamaya dönük olarak, anayasal kurallara dayalı “işbirliği ve karşılıklı denetim” gözetilerek uygulanır.

 

Bu çerçevede, “Erkler Ayrılığı” ilkesi,  günümüz demokratik hukuk devletlerinde “temel hak ve özgürlüklerin, çoğulcu demokrasinin” güvencesini oluşturur. Montesquieu’ye göre, iki hele üç “erk’in” aynı elde toplanması, “diktatörlüğe/baskıcı rejime” geçiş anlamını taşır.

 

Başbakan Tayyip Erdoğan’a koşulsuz olarak biat eden, dünya görüşü, çıkarları, vicdanı ve siyasi beklentileri ile tümüyle ona teslim olmuş AKP  siyaset aygıtının iktidarında, bugün demokrasimizin karşı karşıya olduğu derin tehlike maalesef tam da budur. Türkiye, AKP iktidarının “kuralsız, boğazına kadar hukuksuzluk ve yolsuzluklara batmış,  keyfi ve teslimiyetçi yönetimi” ile, koşar adım “Tayyip Erdoğan diktasına” doğru yol almaktadır.

 

 

II.- “RTE /AKP iktidarı”, Yasama Erkini  Kuşatma Altına Aldı...

 (Anayasa Md.7: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez...)

 

Laik demokratik Cumhuriyetimizin ve Sosyal Hukuk Devletimizin bekasının güvencesini oluşturması gereken “Yasama Erki”;

  • Onbir yıldır tam anlamıyla “RTE /AKP iktidarının” kontrol ve kuşatması altına giren,
  • 12 Eylül yasakçı Anayasası’na” onursuz tutsaklığı adeta bir kader olarak kabullenen,
  • Denetim yetkilerini  sadece yozlaşmış AKP iktidarının zaaf ve ayıplarını aklamak için işleten bir yapıyı sineye çeken,

bağımlı, etkisizleştirilmiş bir erke” dönüştürülmüştür.

 

 

 

Bu kabul edilemez koşullar altında,  “Yasama Erki”;

  • CHP’nin “Siyasi Etik/Ahlak” yasa tekliflerini sümen altı ederek, “milletvekili mal varlığı bildirimlerini” (keza, belediye başkan adaylarının mal beyanlarını) kamuoyuna açıklamaya cesaret edememekte,
  • Milletvekili dokunulmazlığı” zırhına sığınarak, “kent rantı/yeşil alan” vurgunlarını, “kamu ihaleleri” üzerinden Hazine kaynaklarının talanını varlık nedenlerine dönüştüren siyasetçilerin ve onları besleyen yardakçıların kirli operasyon ve komplolarını kıramamaktadır

 

III.- “RTE /AKP iktidarı”, Yürütme Erkini  Teslim Aldı...

 

(Anayasa Md. 8: Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.)

(Anayasa Md. 137: Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.)

 

Ulusal bağımsızlık ve bütünlüğümüzün, kişilikli ve ilkeli  dış ilişkilerimizin, iç güvenlik ve barışımızın, hoşgürülü, kimliklere ve inançlara saygılı  laik hukuk devleti yapımızın, temel hak ve özgürlüklere saygılı kamu idaresinin, eşitlikçi dengeli ekonomik büyümemizin, güçlü sosyal refah devleti yapılanmamızın, bilgi ve iletişim çağının ileri atılımlarını paylaşımımızın, sağlıklı ve planlı kentleşmemizin, kamu yararına duyarlı açık ve dürüst kamu yönetiminin” dayanağını ve güven kaynağını oluşturması gereken “Yürütme Erki”, günümüzde ne yazık ki, ağırlıklı olarak;

  • RTE/AKP iktidarının güdümünde ve emrindedir...
  • “Atatürk ilke ve devrimlerini” özümsememiş, “yandaş çıkarlarına” odaklanmış  kesimler  tarafından parsellenmiştir...
  • Ulusal çıkarlarımızı, bağımsızlığımızı ve dış güvenliğimizi” tehdit eden güçlü dış odakların telkinleri ve yaptırımlarına endekslenmiştir...
  • Emek/küçük üretici sömürüsü, ithalata dayalı tekelci vurgun ekonomisi, kamu varlıklarının tüketilmesi ve kamu yararının çiğnenmesi” temeline oturtulmuş senaryolar ve bunların ardındaki kesimlerle derin ilişkiler kurmuştur...

 

IV.- “RTE /AKP iktidarı”, Yargı Erkini  İpotek Altına Aldı...

 

(Anayasa Md.9: Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.)

(Anayasa Md. 138: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.)

 

 “Demokratik Hukuk devleti”, hukukun üstünlüğünü kabul eden, vatandaşların tarafsız yargının güvencesi altında bulunduğu, devletin eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olduğu bir yönetim biçimidir. (CHP Prog. Sf.32)

 

Yargı ve adaletin” saygınlığı, etkinliği, tarafsızlığı, “yargıcın” güvencesi ve bağımsızlığı”; “tüm yurttaşların” adil hak arama ve  kanun önünde eşitlik ilkesinden yararlanma hakları, “Demokratik Hukuk devletinin”, güvencesidir.

 

Buna karşın, 11 yıllık “RTE /AKP iktidarında”, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hukuk devletinden adeta bir “Polis Devletine” dönüşmüştür.

 

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK’nın), Adalet Bakanının başkanlığında siyasi vesayet altına alınmış olduğu mevcut yapıda, yargı bağımsızlığı siyasetin paspası haline getirilmiş durumdadır.

 

“Ergenekon ve Balyoz gibi içleri çok tartışmalı davalarla T.Silahlı Kuvvetlerinin şerefli kumanda kademelerine, aydın onuru ve sorumluluğuna sahip çıkan ülkemizin erdemli ve yürekli yurttaşlarına karşı sürdürülmekte olan toplum vicdanını derinden yaralayan yargı kumpasları”, AKP iktidarının “Yargı Erkini” içten kuşatarak, etkisizleştirmesi ve yandaş yargıya dönüştürmesinin kesinlikle kabul edilemeyecek ve sürdürülemeyecek siyasi sonuçlarıdır.

 

V.- Daha da Vahimi, “CEMAAT” Paralel Yapılanma ile, “Yürütme ve Yargı Erklerini” İçten Kuşattı; “Erklerin Bağımsızlığından” sonra, “İç Bütünlükleri ve Güvenirlilikleri” de tümüyle Çökertildi...

(Anayasa Md. 6: Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz...)

 

Son günlerde karşılıklı dosya, itham ve eylemlerle tüm çirkinliğiyle ortaya dökülen, Başbakan’ın itirafı ile ülkemizde adeta paralel devlet” (devlet içinde devlet) kurarak “Yürütme ve Yargı Erklerini” içten teslim alındığının resmen açıklanmış olması, demokrasimizin içine düşürülmüş olduğu “vahim durumu” tüm çıplaklığı ile ortaya koydu. Söz konusu cemaatin, başta polis ve adliye olmak üzere bürokrasi içinde yaygın bir şekilde örgütlendiğini, devlet imkânlarını kendi  dünya görüşü ve cemaat çıkarları çerçevesinde kullanmaktan çekinmediğini bir kez daha gözler önüne serdi.


Bir yandan, Ergenekon, Balyoz gibi süreçlerde Cemaat ile ittifak  halinde hareket eden, ancak kendisinin de hedef haline gelmesi ile paniklenen ve artık bir arada yürüyemeyeceklerini gören Başbakan,inlerine ineceğiz… teşhir edeceğiz… köklerini kazıyacağızdiye tehditler savuruyor; yüzlerce kritik emniyet ve  özel konumlu yargı mensupları görevlerinden alınıyor; etki alanları daraltılmaya çalışılıyor.

 

Diğer yandan, stratejik yönlendirilmesi Pennsylvania/ABD konumlu olan Cemaat’ın ülke sözcüsü, “Gemi batarsa hepimiz batarız” diye, “iki arada, bir derede” hayıflanıyor...

 

VI.- BU KARŞI DEVRİMCİ İTTİFAK, BU ERDEMSİZ İLİŞKİLER, BU DESPOT YAPI SÜRDÜRÜLEMEZ, SÜRDÜRÜLMEMELİDİR...

 

“Bu Yapı”, insana, onun “hakları, hukuku, onuru, kimliği ve kültürü ile tüm varlığına” saygılı “Demokratik Çağdaş Hukuk Devleti” Olamaz...

 

“Bu Yapı”, M. K. ATATÜRK ve Arkadaşlarının kurduğu, “Bağımsız, Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti” Olamaz...

 

“Ülkemizin ve Ulusumuzun haketmediği  Bu Yapı”;

Bu, “hukuksuz, adaletsiz, kuralsız, inançları sömüren, vicdanları sızlatan” çarpık yapı,

Bu, görünürde RTE/AKP iktidarının, örtülü olarak ise, dış konumlu Cemaatın despot sömürü düzeni sürdürülemez, sürdürülmemelidir...

 

Başta “Gerçek CHP’liler” olmak üzere; tüm “demokratlar, sosyal demokratlar, ilericiler”, kısaca tüm “yurtseverler”, “tek yürek, tek yumruk” olarak sorumluluklarının gereğini, önümüzdeki yakın dönemde, “erdemli, onurlu, yürekli, özverili” mücadele ile, tüm siyaset platformlarında ve sandıkta ortaya koymalıdırlar.

 

Bu duygularla, sizin ve ailenizin yeni yılınızı içtenlikli kutlar; sağlık, esenlik ve mutluluklar dilerim. Sevgi, selam ve saygılarımla.

Algan HACALOĞLU    (30 Aralık 2013- İstanbul)  

 

    


İzlenme: 546 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ