• DOLAR 3,9205 TL
  • EURO 4,6340 TL
  • Altın 162,8947 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Ölüme çare var!

Emin PAZARCI

Emin PAZARCI

E-Posta :

Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Arnavutluk’a gitmeye hazırlanıyorduk. Gezi, Soma Faciası üzerine iptal edildi. Dün, Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na katılacaktık. Bu defa Ermenek Faciası iptale yol açtı. 

Acı üstüne acı… 
Ve yine aynı tartışmalar başladı. Böyle giderse, maalesef biz bu tartışmaları çok yaşayacağız gibi görünüyor! 
* * *
Ermenek’teki madenin girişinde şöyle bir yazı var: 
“Sevgili Babacığım. Çalışırken beni ve annemi unutma. Kendini meslek hastalıkları ve iş kazalarından koru. Biz senin eve dönmeni hasretle bekliyoruz.” 
Mehmet isminde bir çocuk yazmış. Eylül 2010’da oraya yerleştirilmiş. 
Düşündüm, işçiler kendilerini korusa ne olacak? Madeni işleten işveren üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmedikten sonra! 
Ya da işveren üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirse ne fark edecek? Eğer mevzuatta boşluklar var ve yeterli değilse! 
Veya müfettişler görevlerini layıkıyla yapıp, düzgün raporlar yazsa ne değişecek? Çevre şartları dikkate alınmamışsa! 
İşte, hiç hesapta olmayan bir tehlike gelip vurdu. Yer altı suları harekete geçip, madeni doldurdu. 
Bu bir ilk… 
Daha önce olmadı da görülmedi de! 
Ama olabiliyor işte. Üstüne üstlük, aynı tehlike bütün madenler için mevcut. Bizde pek çok bölge yer altı suları ile dolu. Ayrıca, bazıları yüzeye çok yakın. Yol değiştirip madenleri vurma tehlikesi her zaman var. 
* * *
Peki ne yapılmalı?.. 
Genellikle bu konuda hep Batı’dan örnekler veriliyor. Sürekli olarak “Bakın oralarda olmuyor da bizde niçin yaşanıyor?” türünden değerlendirmeler yapılıyor. 
Belki bu konuda haklı olunan taraflar var ama… O ülkelerin tabiat şartları ile bizimkinin oldukça farklı olduğunu hesaba katan yok. 
Öncelikle jeolojik yapılar aynı değil… 
Acaba o ülkelerde bizdeki kadar çok fay hattı var mı? Ya da bizdeki gibi her taraf jeotermal su kaynağı ile dolu mu? Oralardaki yer altı suları ile bizdekilerin durumu ne? 
Tedbir alınırken bunların da hesaba katılması lazım! 
Demem o ki, çok yönlü bir problem ile karşı karşıyayız. Sadece sağa sola bakıp, “Onlar nasıl yapıyorsa biz de aynısını yapalım” deme noktasında değiliz. 
* * *
Konunun uzmanı değilim. Sadece sesli düşünüyorum! 
İstihdam, ekonomi, rantabilite gibi kavramları bir tarafa bırakıp, meseleye sadece insan odaklı bakıyorum. İnsanı merkeze koyuyorum. En önemlisi de bir daha aynı felaketlerin yaşanmasını istemiyorum. 
Sebebi o ya da bu… Peş peşe bu felaketler yaşandığına ve bir türlü önlenemediğine, sürekli olarak yuvalara ateş düştüğüne göre… 
Mümkün olduğu kadar madencilikten insanı uzak tutmak gerekiyor. Tabii ki “Madenler toprak altında kalsın, çıkarmayalım” demiyorum. Madenleri değerlendirirken, farklı bir bakış açısının ortaya çıkması gerektiğini söylüyorum. 
Demem o ki, teknoloji sonuna kadar kullanılsın, madenlerde mümkün olduğu kadar insanlar değil, makineler çalışsın. 
Ama bunu söylediğinizde de karşınıza dikiliyorlar… 
İşçi sendikaları, sivil toplum örgütleri, siyasi aktörler, hatta bu tür facialardan canı yananlar bile feryadı basıyorlar: 
-İnsanlar işsiz mi kalacak? 
Ardından ekliyorlar: 
-İşveren daha tedbirli davransın, işçiler daha uzun süre eğitilsin, denetimler sıklaştırılsın, daha dikkatli olunsun. Cezalar artırılsın. 
Ama ölümler devam ediyor! 
Bu ölümleri engellemenin tek yolu da madencilikte “emek yoğun” anlayışından “teknoloji yoğun” anlayışına geçmek gibi görünüyor. Kızan kızsın ama görünen gerçek bu! 


İzlenme: 1970 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ