• DOLAR 3,9602 TL
  • EURO 4,6522 TL
  • Altın 163,0758 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

10 Kasım Düşünceleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Aramızdan ayrılışının 78. yıldönümünde Atatürk’ü her zamandan daha çok arıyor, onun düşüncelerinin ve eserlerinin ülkemiz açısından ne kadar büyük bir değer taşıdığını her geçen gün biraz daha anlıyor ve onun anısı önünde saygıyla, özlemle ve minnetle eğiliyoruz. 

 

Atatürk karşıtlarının neredeyse her gün televizyonlarda boy gösterdiği ve Atatürk’e yakışıksız sıfatlar verilmeye çalışıldığı bugünlerde, o dönemde Atatürk’ü özgürlüklerin yeterli olmadığı gerekçesiyle eleştiren yazar ve gazeteci Zekeriya Sertel’in Atatürk’ün na’şının İstanbul’dan uğurlanması sırasındaki düşünceleri özel bir önem taşıyor. Zira  Atatürk döneminde yazarlara ve şairlere yapılan muameleleri eleştirenlerden biri de Zekeriya Sertel’di. Sözünü esirgemeyen bir gazeteci olan Sertel birkaç defa hapse girmişti. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra bütün o dönemi bir arada değerlendirdikten sonra anılarında dile getirdiği görüşler çok ilginçtir .

 

Sertel özetle şöyle diyor: “Atatürk’ün cenaze törenini izlerken vicdanımla bir hesaplaşma gereğini duydum. Sağlığında biz bu adama karşı demokrasi ve özgürlük savaşı yapmıştık. Onu demokrasi ve hürriyet getirmediği için adeta suçlu sayıyorduk. Çünkü o vakit ağaçların içindeydik, ormanı göremiyorduk. Şimdi geçenleri daha aydın görebiliyorum. Atatürk memleketin sosyal, siyasal ve ekonomik hayatında büyük devrimler yapmıştı. Halifeliği ve Padişahlığı yıkmış yerine bir cumhuriyet rejimi getirmişti. Halkın sosyal hayatında ve geleneklerinde birçok esaslı değişiklik yapmıştı. Bu devrimler bazılarında hoşnutsuzluk yaratmıştı. Halife ve Padişahtan yana olanlar ona cephe almışlardı. İttihatçılar ona karşı suikast tertiplemişlerdi. Emperyalistler de memleket içinde isyanlar çıkartmışlardı. İstanbul’da bütün Halifeci, Padişahçı ve gerici basın Atatürk’e karşı yaylım ateşi açmıştı. Bütün bu koşullar içinde hürriyet ve demokrasi gelişebilir miydi?  Tersine devrim düşmanlarına karşı az çok sert davranmak gerekir. Atatürk de iç ve dış düşmanlara karşı ihtiyatlı ve tedbirli bulunmak ihtiyacındaydı. Böyle olmakla beraber Hitler ve Mussolini biçiminde bir diktatörlüğe gitmedi. Kişi egemenliğinden çok Meclis egemenliğine, yani halk egemenliğine önem verdi. ...yumuşak, sevimli ve akıllı bir otorite kurdu. Bu otorite diktatörlükte olduğu gibi korkuya değil, sevgiye dayanıyordu. Onun için bizim istediğimiz kadar değilse de gene de günün koşullarının elverdiği ölçüde hür bir rejim kurdu. Biz eleştirilerimizi özgürce yapabildik. Nazım Hikmet en devrimci şiirlerini onun döneminde yazdı. Nazım’ın en son ve uzun mahkûmiyeti de Atatürk’ün hastalık yıllarına rastlar. Bugün memlekette ilerici kuvvetler Atatürk ilkelerine dayanarak savaşabiliyorlar. Onun için Atatürk dün de büyüktü, bugün de büyüktü, yarın da büyük kalacaktır. Biz uğrunda savaştığımız özgürlük ve demokrasiye ancak onun açtığı yoldan ulaşabiliriz.

 

 

Sertel’in düşünceleri bugünkü siyasetçiler, akademisyenler ve basın mensupları tarafından dikkatle ve ibretle okunması gereken bir belge niteliğindedir.


İzlenme: 2836 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ