• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

48 maddelik anayasa değişikliği girişimiyle ilgili düşünceler

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Son günlerde yeni anayasa tartışmaları ön plana çıktı. Başbakan, Hazırlık Komisyonunda üzerinde görüş birliğine varılan 48 maddenin Meclise getirilerek yasalaştırılmasını önerdi. Muhalefet
partilerinden çeşitli itirazlar var. İşin esasını tartışan pek yok.
Önce şunu soralım: Yeni bir anayasaya neden ihtiyaç duyuldu?

İktidar Türkiye'nin daha demokratik ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğunu savundu ve "askeri vesayete" son verilmesini istedi. Bunun anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesiyle sağlanamayacağını, yepyeni bir anayasa hazırlanması gerektiğini söyledi. AKP 23. Dönemde de böyle bir teklifle gelmiş ancak o zaman muhalefet partileri bunu kabul etmemişlerdi Çünkü anayasanın hiçbir maddesi mevcut anayasanın ortadan kaldırılıp yepyeni bir anayasa yapılmasına izin vermiyordu.

Bu defa Muhalefet partileri iktidarın önerisini kabul ettiler ve bir Anayasa Hazırlık Komisyonu kuruldu. Bütün partilerin temsilcileri her konuda uzlaşmaya varmadıkça hiçbir konuda uzlaşmaya varılmış sayılamayacaktı. Yani her partinin mutlak söz hakkı olacaktı. Peki bunun sağlayacak yasal bir dayanak var mıydı? Hayır yoktu. Meclis iç tüzüğünden kaynaklanan bir yetkilendirme var mıydı? Hayır, o da yoktu.

Daha özgürlükçü bir anayasa yapılmasında mutabık olunduğuna göre demek ki, Türkiye'nin hukuk, insan hakları, özgürlükler ve yargı bağımsızlığı gibi alanlarda yaşadığı büyük sorunlar anayasadan kaynaklanıyordu! Türkiye demokrasi alanında dünya ülkeleri arasında 89. sıraya, basın özgürlüğünde 154. sıraya düşmüştü. Bu durumdan sorumlu olan hükümet değil, anayasaydı! Böyle düşünülmemiş olsaydı önce kapsamlı ve çağdaş bir yargı reformu yapılır, özgürlükler en çağdaş ülkelerdeki duruma getirilir, daha sonra anayasada hangi değişikliklerin yapılabileceği ele alınırdı.

1982 anayasasında şimdiye kadar 114 değişiklik yapılmıştı. Artık askeri vesayetten söz edilebilir miydi? İktidara göre edilebilirdi. AKP askeri vesayet sayesinde mi iktidar olmuştu? Ülkeyi askerlerin telkiniyle mi yönetmişti? Bunu söyleyen yok. O zaman askeri vesayet lafı nereden çıkıyor? Anayasanın bazı maddeleri sıkıntı yaratıyorsa o maddeler gözden geçirebilirdi.

Öyle anlaşılıyor ki, şimdiye kadar 48 madde üzerinde mutabakat sağlanabilmiş. Bu maddeler hangileridir? Bunu bilen yok, kamuoyuna açıklanmadı. Partilerin yetkili kurullarında ve Meclis Gruplarında görüşülüp karara bağlandı mı? Duymadık.

PKK Terör örgütü lideri anayasa konusunda kamuoyuna da yansıyan bazı önerilerde bulunmuştu. Bunlar da görüşüldü mü? Kabul edildi mi? Bilmiyoruz. Esasen bir terör örgütü lideriyle anayasa müzakereleri yapıldığı tarihte görülmemişti. Hükümet de bunu inkar etti. Ama terör örgütü temsilcileri bu konunun ele alındığını defalarca açıkladılar.

Şimdi ne oldu? Başbakan sadece 48 maddenin yasalaştırılmasını önerdiğine göre demek ki, topyekün bir anayasa değişikliğinden, hiç değilse şimdilik var geçildi. Yani "askeri vesayetin üçte birinin kaldırılmasına" razı olundu.

Peki anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri ne oldu? Bunu da bilmiyoruz. AKP VE BDP'nin önerileri arasında değiştirilemez maddelerde önemli değişiklik önerileri vardı. Bunlarda ısrar mı edildi, yoksa bunlardan vaz mı geçildi? Bunu da bilmiyoruz

Üniversiteler, barolar, meslek kuruluşları bu 48 madde hakkında ne düşünüyor? Bunu öğrenmek de mümkün değil çünkü bu maddelerin içeriği kamuoyuna açıklanmadı.

Peki ya bu maddeler Meclis Anayasa Komisyonunda ve Genel Kurulunda görüşülürken bazıları değişiklik veya yeni madde önerirlerse olacak? Örneğin bu arada Başkanlık rejimi, vatandaşlık tanımı veya bölgesel özerklik gibii konular bu yolla yasalaştırılmaya çalışılırsa ne olacak? Meclis İçtüzüğünde bunu önleyecek hüküm yok. Üstelik İktidar sözcüleri üç partinin mutabakatının yeteceğini söylüyorlar. Başbakan da B Plan'ından, C Plan'ından söz ediyor. Demek ki, başlangıçta söylenen bütün partilerin mutabakat şartından vaz geçilmiş. Bu arada siyasi partilerin oylamada blok halinde hareket edecekleri de garanti değil. Söz gelimi iktidar bir partinin veya bir partiden yeterli sayıda milletvekilinin desteğini sağlayabilirse ne olacak?

Gelecek kuşakların kadarini değiştirebilecek ve bir rejim değişikliği niteliği taşıyabilecek bir konuda ortaya çıkan bu belirsizlikler ciddi kaygılar yaratabilecek niteliktedir. Üstelik iktidarın temel haklar ve özgürlükler konusunda ber gün örneklerini gördüğümüz çağdaş bir demokrasi anlayışından uzak uygulamaları ortadayken çağdaş demokrasi anlayışıyla anayasa değişikliği yapılabileceğini inanmak için insanların aşırı iyimser, eski tabiriyle saf-ı deruni (derin saf) olmaları gerekiyor.

Cumhuriyetin 90. yıldönümünde Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor.

İzlenme: 614 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ