• DOLAR 3,9309 TL
  • EURO 4,6148 TL
  • Altın 161,4001 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

AB Komisyonu'​nun Türkiye Raporuyla ilgili düşünceler

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Avrupa Birliği Komisyonunun Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı. 80 sayfalık raporda geçen yıllardaki raporlara nazaran pek önemli değişiklik yok. Avrupa Birliği ölçülerine göre Türkiye’deki siyasi ve ekonomik gelişmeler, hukuk ve insan hakları konuları ele alınıyor. Gazetelerde de yer alan bilgiler konu başlıklarına göre tasnif edilmiş. İlk bakışta dikkat çeken bazı noktalar şunlar:

-Yeni gelişmelerle ilgili olarak Gezi Parkı eylemleri ön plana çıkartılmış. Orada polisin aşırı güç kullandığına değiniliyor. Hükümetin bu olaylarda hoşgörüsüz davrandığı ve halkı kutuplaştırdığı vurgulanıyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle ilgili yasanın ve uygulamaların Avrupa standardına getirilmesi çağrısında bulunuluyor. Gezi Parkı eylemcileri hakkında Başbakanın neler söylediğine değinilmiyor.

-Hükümetin “demokratikleşme” paketiyle ilgili olumlu ve destekleyici bir değerlendirme yapılıyor. Paketin içeriği hakkında basında da yer alan bilgiler verildikten sonra Q, X ve W harflerinin kabulü demokratikleşme yolunda bir adım gibi görülüyor. (Burada “Örneğin milyonlarca Latin asıllının yaşadığı Amerika’da kullanılan İngiliz alfabesinde İspanyolcadaki bazı harflerin yer almaması, Milyonlarca Türk’ün yaşadığı Almanya’nın alfabesinde Türkçedeki bazı harflerin bulunmaması acaba bir demokrasi eksikliği midir?” sorusunu sormak lazım. Üstelik AB Türkiye’nin bir “klavye reformuna” ihtiyacı olduğunu ne zamandan beri dile getiriyor?)

-Andın kaldırılması ve kıyafet serbestliği birkaç kelimeyle yorumsuz geçiştirilmiş. Bu Andın Cumhuriyetin değerlerini ve coşkusunu yeni kuşaklara aktarmak için ne kadar büyük bir işlev gördüğünden her halde haberleri yok. Türkiye’nin her geçen gün laiklikten biraz daha uzaklaştırıldığı da ya fark edilmemiş veya bundan kaygı duyulmuyor.

-Raporun Ceza Yargılaması bölümünde savcıların yetenekleri sorgulanıyor. Savunmanın ilgili belgelere ulaşmakta güçlük çektiği belirtiliyor. Karşılıklı sorgulamada eksiklik olduğu söyleniyor. Bu gibi eksikliklerin Ergenekon davasında verilen mahkûmiyet kararlarının toplumun bütün kesimlerince makul karşılanmaması sonucunu doğurduğu ifade ediliyor. Hakimlerin tarafsızlığı konusunda da kuşkuların dile getirildiğine değiniliyor.Tutukluluk sürelerinin uzunluğundan şikayet ediliyor.

-AB Komisyonunun ülkemizde yürütülen büyük davalarla ilgili kaygıları bundan ibaret. Baroların ve siyasi partilerin dile getirdikleri şikâyetlerin çoğu dikkate alınmamış.

-Devlet yöneticilerinin basına baskı yaptıkları, oto-sansür uygulandığı, bazı muhalif gazetecilerin işten kovuldukları yazılıyor. Basın konundaki şikâyetler de bundan ibaret.

-PKK’lıların sınırdan serbestçe geçerek çekilmelerine izin verilmesi olumlu karşılanıyor. (Demek ki, AB suç işlemiş insanların serbestçe sınırlarımızdan çıkmalarına izin verilmesini hukuka aykırı bir uygulama olarak görmüyor.)

-Köy isimlerinin 1980 darbesi öncesine döndürülecek olması da olumlu karşılanıyor. (Acaba AB Komisyonu 1980 yılına kadar Tunceli’nin adının Dersim olduğunu mu zannediyor?)

-Anayasanın 60 maddesi üzerinde partiler arasında mutabakata varılması olumlu karşılanıyor. Üzerinde anlaşılan maddeler arasında Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasının da yer aldığı belirtiliyor. (Türk kamuoyunun bundan haberi var mı?). YÖK’ün yerine daha bağımsız bir komisyonun kurulmasının kararlaştırıldığı belirtiliyor. (Bundan da haberimiz yok.)

-Sonuç bölümünde “Yargıda, özgürlüklerde ve güvenlik alanında iyi gelişmeler olduğu” yazılmış. Türkiye’de bu görüşü destekleyecek dürüst ve tarafsız aydınların sayısı kaçtır?

Geçen yıllarda olduğu gibi, bu defaki raporda da Türkiye-AB ilişkilerinde AB’den kaynaklanan sorunlara, çifte standartlara hemen hemen hiç yer verilmemiş. Raporda ana muhalefetten bahseden bir cümleye de rastlamadım.

İktidarın bazı uygulamalarını eleştirilmiş olması bu rapordaki bazı yanlışları ve eksiklikleri göz ardı etmemize yol açmamalıdır. Kaldı ki, raporda AKP iktidarını eleştiren ifadelerin, muhtemelen Hükümetin geçen yılki tepkilerini dikkate alarak, bu yıl biraz sulandırıldığı görülüyor.

Umarım ki, muhalefet partileri, evvelce yapıldığı gibi, bu raporun her bölümünü dikkatle değerlendirecek, bir yandan iktidarın yanlışlarına değinen hususlara dikkat çekerken bir yandan da raporda gördükleri yanlışları ve eksiklikleri kamuoyuna ve Avrupa Birliği Komisyonuna ileteceklerdir.

Rapor çağdaş düşünceli insanlarımızın beklentilerinin çok gerisindedir. Eğer ileride Avrupalılar kendi kendilerine “Türkiye’yi kim kaybetti” sorusunu sorarlarsa bu ve benzeri raporları bir kere daha okumalıdırlar.  

Türk milleti ve onun bir parçası olan Türk aydınları laik ve çağdaş Cumhuriyetimizin değerlerine kayıtsız kalan, her vesileyle Türkiye’nin tezlerine karşı Kıbrıs Rumlarını, Yunanistan’ı, Ermenistan’ı kollayan bir üslupla kaleme alınan, ülkemizin sorunlarının özüne değinmek yerine çoğunlukla yüzeysel değerlendirmelerle yetinen böyle raporları gereğinden fazla ciddiye alacak değildir. 

İzlenme: 3155 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ