• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Abramowitz ve Edelman'ın raporu hakkında düşünceler

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Amerikan “Bipartisan Policy Center” , 30 Mart yerel seçimleriyle ilgili bir değerlendirme raporu yayınladı. Türkiye’de ABD Büyükelçiliği yapmış olan Morton Abramowitz ve Eric Edelman’ın ortak başkanlığındaki bu kuruluşun raporunda özetle şu görüşlere yer veriliyor:

 

-Beş yıl öncesine kadar Türki siyasetindeki ayrışma laik ve milliyetçi Kemalist yapıyla İslami Muhafazakar hareket arasındaydı.,

 

-Batı ülkelerinin ortak görüşü, Başbakan Erdoğan’ın ve onun liderliğindeki AKP’nin “eski Kemalist düzenin otoriter kalıntılarına” karşı demokratik bir güç oluşturduğuydu. Türk toplumunda İslamiyet’in özgürce hayata geçirilmesini sağlayan AKP daha canlı bir sivil toplum ve çoğulcu bir siyaset vaat etmişti ve uluslararası gözlemciler de buna inanmıştı.

 

-Türkiye’deki liberaller ve onların Batıdaki destekçileri AKP’nin vaatlerini yerine getirmesini ve demokratik kurumları ve kanun hakimiyetini güçlendirmesini bekliyorlardı.

 

-Bu beklentilerin aksine, son üç yılda Türkiye’de demokrasi hızla bozuldu. İslami muhafazakar grup içinde bölünmeler oldu.

 

-Erdoğan’ın tek adam yönetimine dayalı bir sistem kurma çabası Türk siyasetindeki bu bölünmenin nedenidir.

 

-Erdoğan Parlamentodaki Abdullah Gül ve Fethullah Gülen destekçilerini de uzaklaştırmıştır.

 

-Erdoğan ile Gülen hareketi arasında açık bir savaş yaşanmaktadır.

 

-PKK Erdoğan’ı desteklemekte, CHP de dolaylı olarak Gülen hareketiyle amaç birliğine yönelmektedir.

 

Seçimlerde AKP’nin %40’ın altına düşüp düşmeyeceği, CHP’nin de % 30’un üzerine yükselip yükselmeyeceği dikkatle izlenmelidir. Bu AKP’nin sanılandan daha fazla zayıfladığı anlamına gelecektir.

 

-Erdoğan’ın iktidarını muhafaza etmesinin tek yolu baskıcı ve otoriter bir yönetim modeline yönelmesidir.

 

-Türkiye istikrarsız bir döneme girmektedir.

 

Raporda özetle bu görüşler belirtilmekte, siyasi partilerin, Gülen hareketinin ve silahlı kuvvetlerin durumu hakkında değerlendirmeler yapılmakta , yolsuzluk iddialarına geniş yer verilmekte, bazı uluslararası kuruluşların raporlarına dayanılarak ekonominin kötüye doğru gittiği ifade edilmektedir.

 

-Abdullah Gül’ün yeniden Cumhurbaşkanlığına aday olabileceğine işaret edilen raporda CHP’nin Meral Akşener’in adaylığını destekleyebileceği, ve siyasi bir güç odağı olması beklenen İlker Başbuğ’un da Cumhurbaşkanlığına aday olabileceği kaydedilmektedir.

 

-Seçim sonuçlarına göre Erdoğan’ın erken genel seçim kararı verebileceğinin de ileri sürüldüğü raporda Erdoğan’ın “seçilmiş bir padişah” olmayı tercih etmesi halinde devlet yönetimindeki   günlerinin sayılı olacağı ileri sürülmekte ve toplumdaki desteğini kaybettiğine işaret edilmektedir.

 

Raporda CHP ‘nin durumu değerlendirilirken bu partinin, şehirli, Batılı ve laik kesimini temsil ettiğine işaret edilmekte, CHP’nin şimdiye kadar oyların sadece dörtte birini alabildiği belirtilerek yeni Genel Başkanın Partiyi “dogmatik Kemalizm’den” uzaklaştırmaya çalıştığı ileri sürülmekte, laikliği önemine daha az işaret ettiği ve Partinin sosyal demokrat kimliğini ön plana çıkartmaya çalıştığı  vurgulanmaktadır. Bunun zaman alıcı bir süreç olduğuna değinilerek CHP’nin Türkiye’deki İslamcıları baskı altına alan askeri vesayet rejimiyle tarihi bağları nedeniyle muhafazakar kesim tarafından dışlandığı ileri sürülmektedir.  Kamuoyu yoklamalarında CHP’nin bir miktar destek sağlamakla birlikte bugün için AKP’ye rakip olabilecek durumda olmadığı kaydedilmektedir.

 

31 sayfalık raporda dile getirilen görüşlerin ana hatları bunlar. Bu görüşlerin Ankara’da Büyükelçilik yapmış iki diplomatın yaklaşımlarını yansıtması dikkat çekici ve şaşırtıcıdır.

 

Raporda Kemalizm’in otoriter, adeta baskıcı bir rejim gibi takdim edilmek istenmesi ve Türkiye’yi demokrasiye götürecek yolun laiklik değil de AKP’nin benimsediği İslami kesimleri daha da özgürleştirme yolu olduğunun ileri sürülmesi ve Batı ülkelerinin Erdoğan’ı ve AKP’yi, hiç değilse başlangıçta  Kemalist düzenin kalıntılarını temizleyecek bir demokratik güç gibi gördüklerinin açıklanması bence büyük bir değerlendirme hatasıdır.

 

Öyle anlaşılıyor ki, raporda pek değinilmemekle birlikte, bu metni kaleme alanların en önemli kaygısı CHP’nin geçmişte, Kemalizm’in en önemli temellerinden biri olan bağımsızlık ilkesine sahip çıkarak dış baskılara direnmesi, buna karşılık AKP’nin dış politika alanında  yabancı ülkelerin beklentileri doğrultusunda hareket edeceği ümidini vermesidir. Bugün Erdoğan’ın ve AKP’nin kuvvetle eleştirilmesinin sebeplerinden biri de Hükümetin, bütün gayretlerine rağmen, geçmiş yıllarda muhalefetin gösterdiği direniş nedeniyle dış politika alanlında yabancıların bütün beklentilerine cevap verememiş olmasıdır.

 

Başkan Roosevelt de dahil olmak üzere pek çok Batılı devlet adamının övgüyle karşıladığı Atatürk’ün devrimlerinin ve demokrasimizin temel taşı olan laikliğin şimdi aynı ülkelerin diplomatları tarafından adeta küçümsenmesi ve bu ilkelere sahip çıkan CHP’ den rahatsızlık duyulduğu izleniminin yaratılması düşündürücüdür. Halkı Müslüman olan bir ülkede laikliğin demokrasinin vazgeçilmez koşulu olduğunu henüz kavrayamamış olanların CHP’nin uzun yıllardan beri laikliği korumayı niçin öncelikli bir görev saydığını anlamaları güçtür.

 

 

CHP’nin 1 Mart tezkeresine karşı çıkması, Dubai anlaşmasının Meclise  getirilmesine engel olması, Ermenistan’la yapılan protokolleri engellemesi, Habur açılımına karşı vaziyet alması ve Kıbrıs’la ilgili baskılara direnmesi yabancıları rahatsız etmiş olsa da Cumhuriyeti kuran CHP açısından gurur verici tarihi bir görev olmuştur.  CHP tarihi boyunca hiçbir ülkeye karşı düşmanlık duyguları beselememiş fakat ülke çıkarlarını savunmayı daima öncelikli görev saymıştır.

 

Aynı şekilde Türkiye’ye çok partili demokrasinin getirilmesine öncülük eden CHP’nin ve onun savunduğu Kemalizm’in otoriter ve tutucu bir anlayışın temsilcisi gibi gösterilmesi çok talihsiz olmuştur.

 

Bu gibi eleştiriler kuşkusuz CHP’lileri Partilerinin geçmişine, kurucu Genel Başkanları olan Atatürk’e ve onun ilkelerine sahip çıkmaktan ala koymayacaktır.

 

Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine kavuşması, en ileri demokratik ölçüleri benimsemesi ve sosyal adalet içinde kalkınma yoluna girmesi ancak Kemalizm’in gösterdiği yoldan gidilerek gerçekleştirilebilir.

 


İzlenme: 751 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ