• DOLAR 3,9205 TL
  • EURO 4,6340 TL
  • Altın 162,8947 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

AB'yle 18 Mart mutabakatı uygulanmaya başlarken

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Yunan Adalarından ilk sığınmacı kafilesi Türkiye’ye geri gönderildi. İlk gelenler arasında Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden göç edenler de var. 

Geri kabul karşılığında Türkiye’den aynı sayıda göçmenin Avrupa’ya gönderileceği söylenmişti. Oysa, 18 Mart 2016 tarihli Türkiye-AB Ortak Deklarasyonuna bakıldığında, Yunan Adalarından Türkiye’ye geri gönderilen her Suriyeli sığınmacıların karşılığında Türkiye’den AB’ye Suriyeli bir sığınmacının gönderileceği kaydedildiği görülüyor. 

Yani, diğer ülkelere mensup sığınmacıların karşılığında Türkiye’den AB’ye hiçbir sığınmacı gönderilemeyecek. Bu durumda , bugün başlayan uygulamanın sonucunda Türkiye’deki sığınmacıların sayısında azalış değil, artış olacak. 

AB’nin kabul edeceği toplam göçmen sayısında 18.000 kişilik yer kalmış. Mutabakata göre, bunun üzerine en çok 54.000 Suriyeli sığınmacı daha kendilerini gönüllü olarak kabul edecek AB ülkesi bulunursa o ülkelere gönderilecek. 

Türkiye’den alınacak sığınmacıların toplam sayısı böylece 72.000’i aşmayacak. Yunanistan’dan dönenlerden sayısı bundan daha fazla olduğu takdirde, bu mutabakat sona erdirilecek. Şimdiye kadar Türkiye’nin kabul ettiği 2,7 milyon sığınmacının yanında bu çok mütevazı bir sayı.

Özetle bu mutabakat Yunanistan üzerindeki sığınmacı baskısını hafifletecek, ancak, Türkiye’nin yükünü azaltmayacak, hatta arttıracak. 

Türkiye’nin bütün bu fedakarlıklarına karşı, daha önce açıklandığı gibi Türk vatandaşlarına Haziran ayından itibaren vize muafiyeti sağlanacak mı? Bunun da garantisi yok. Türkiye, AB’nin şart koştuğu bütün koşulları yerine getirse bile, mutabakat metninde yer alan tek vaat AB’nin vize muafiyeti sağlanması konusunda AB Parlamentosuna ve AB Konseyine nihai karar için öneride bulunacak olmasından ibaret. 

AB’nin Türkiye’ye vadettiği 3 milyar Avronun Türkiye’de geçici sığınma hakkı tanınanlara bundan sonra sağlık, eğitim, altyapı ve gıda gibi alanlarda yapılacak harcamalar için kullanılacağı anlaşılıyor. Bu para tamamen harcanırsa, ancak o zaman AB 2018 yılına kadar ikinci bir 3 milyar Avroyu tahsis edecek. 

Mutabakat muhtırasından anlaşıldığına göre Türkiye’nin şimdiye kadar yaptığı ve 10 milyar Dolara ulaşan harcamaların telafisi için AB herhangi bir katkıda bulunmayacak. 

Türkiye’nin talep ettiği beş müzakere başlığının yerine şimdilik sadece bir başlığın açılması öngörülüyor. 

Gene Türkiye’nin önerdiği Suriye içindeki güvenilir bölgeler konusunda Türkiye’yle birlikte çalışılacağı yolundaki muğlak ifadelerin dışındaki hiçbir somut ifade metinde yer almıyor.

Aynı şekilde, terörizmle mücadele konusunda AB ülkelerinin 'şimdiye kadar verdikleri desteğin devam edeceği' gibi içeriksiz bir ifade tarzı benimsenmiş. 

Bütün bu gerçekler ortadayken bugün uygulanmasına başlanan 18 Mart tarihli mutabakatın Türkiye hesabına bir başarı sayılması ve Türkiye-AB ilişiklerinde anlamlı bir ilerlemenin işareti olarak görülmesi mümkün değildir. 

Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi, Brüksel’de bir Kayseri pazarlığı yapılmış, ancak verdiğinden çok almasıyla ünlü Kayserili tüccarlar rolünü Türkiye değil AB üstlenmiştir. AB belki de ilk defa, Türkiye’ye karşı ricacı duruma düşmüş, ancak bu fırsat değerlendirilememiştir. 
Böyle durumlarda, Kayseri usulü pazarlıktan çok Lozan usulü kararlı mücadelenin gerekli olduğu bir kere daha anlaşılmıştır.

İzlenme: 3111 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ