• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Atatürk'ün rejim ve başkanlık sistemi hakkındaki düşünceleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 

Yeni bir anayasa yapılması ve bu anayasada parlamenter demokrasi yerine başkanlık sisteminin benimsenmesi düşüncesi son günlerde yeniden ön plana çıkartıldı.

 

Üstelik yapılması düşünülen yeni anayasada Atatürk’ün adından sadece cumhuriyetimizin kurucusu olarak söz edilmesinin ve diğer atıfların çıkartılması düşüncesinin benimsendiği de iktidarın üst düzeydeki sözcüleri tarafından söylenmeye başlandı. Muhalefet içinde de laikliğin de yeniden tarif edilmesi gereğinden, Türklük yerine Türkiyelkilikten söz edenler var.

 

Öyle anlaşılıyor ki, esas amaç bir rejim değişikliğine gidilmesidir. Öncelikle şunu belirmek gerekiyor: Anayasamızın 6. maddesi hiç kimsenin anayasadan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanamayacağını açıkça belirtiyor. Peki, anayasamız yepyeni bir anayasa yapılması yetkisi veriyor mu? Hayır vermiyor. 175. maddede verilen yetki anayasadaki maddelerde yapılacakl değişikliklerle ilgilidir.

Anayasa uzmanları bir Kurucu Meclis oluşturmadan bugünkü parlamentoyla yeni bir anayasa yapılamayacağını belirtiyorlar. Bu durumda köklü bir rejim değişikliği anlamına gelen başkanlık tartışmalarının da anlamı kalmıyor.

 

Bu düşüncelerle 22. Ve 23. dönemlerde CHP, iktidarın yeni bir anayasa hazırlanması önerilerine karşı çıkmıştı. Geçen dönemde ise her nedense CHP de dahil, muhalefet partileri yeni anayasa hazırlığı sürecine katıldılar.

 

Bu tartışmalar sürerken Sayın CHP Genel Başkanının bir televizyon programında Amerikan tipi başkanlık rejimini görüşmeye hazır olduğu yolundaki sözleri şaşırtıcı oldu. Oysa Cumhuriyetimizin ve CHP’nin kurucusu Atatürk bunun tam tersini savunuyordu.

 

Şu sözler Atatürk’e aittir:

 

“Şaşarım o efendilerin aklı perişanına. Hep biliyoruz ki, memleketimizin başına gelen felaketlerin çoğu şahsi idareden gelmiştir. Bu kadar geri kalmamızın başlıca amillerinden biri budur. Biz öteden beri, böyle bir idareyi bertaraf etmek için mücadele ettik. Şimdi nasıl olur da benim aynı yola gitmekliğim, yeniden devlet hayatında tarafımdan böyle bir çığır açılması istenebilir…Amerikan sistemini memleketimizde tatbik etmeyi hiç hatırıma getirmedim; sistemsiz ve kanunsuz tarzda, Reisicumhurlukla Başvekaleti birleştirmeyi düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.”

 

Atatürk rejim karşıtı hareketlerin ortaya çıkması durumunda hükümetin başına geçebileceğini söylemiş, ancak o takdirde Cumhurbaşkanlığını mutlaka bırakacağını belirtmiştir.

 

Atatürk, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a şunları söyler:


“… Yapacağımız şey basittir; Devlet Reisliğinden ayrılmak ve Parti’nin başına geçmek. Karşı taraftaki arkadaşlarla birlikte, ilkin beliren anarşi ve gerilik istidatlarını ortadan kaldırmak, ondan sonra da sükûnetle, samimiyetle yolumuza devam etmek…Belki bu suretle gayeye daha çabuk, daha kolay vasıl oluruz.”

“Ya onlar iktidara gelirse?”

“Olabilir. Biz hiçbir zaman,daima iktidarda kalacağız diye bir iddiada bulunmadık ki.

“ Ya inkılâp esaslarından saparlarsa?...”

“Haaa! Bak, işte bu olamaz. Sen, ben ve inkılâpların hayatî kıymetini ve hedefini kavramış olanlar, bu gibileri her zaman bertaraf etmeye ve inkılâp esaslarını muhafazaya muktedir olacaktır.”

 

Devletin kurucu iradesini temsil eden Atatürk’ün bu düşünceleri ortadayken şimdi yeni bir rejim arayışına girilmesi, hatta O’nun partisi içinde bile Türklüğün, laikliğin, Başkanlık rejiminin tartışılabileceği yolunda sözlerin söylenmesi düşündürücü ve kaygı vericidir. Atatürk’ün koltuğunda oturanlar rejimin ve Cumhuriyetin kurucu iradesinin korunması konusunda herkesten daha duyarlı olmalıdırlar.

 

Saygılar, sevgiler.

 

Onur Öymen

İzlenme: 306 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ