• DOLAR 3,6487 TL
  • EURO 4,3309 TL
  • Altın 151,3807 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Barzaninin düzenleyeceği Referandumunun Düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

  Barzani 25 Eylül’de Bağımsız bir Kürdistan devleti kurulmasını amaçlayan referandum düzenlenmesi kararında ısrarlı olduğunu açıkladı. İsrail Başbakanı Netenyahu, son yıllarda böyle bir devleti derhal tanıyacakları yolundaki söylemini tekrarladı.

 
Amerika’nın ve diğer bazı ülkelerin Irak’ın toprak bütünlüğüne önem verdikleri yolundaki söylemleri, öyle anlaşılıyor ki, Barzani’yi referandum kararından caydıracak kadar güçlü olmadı. Aynı şekilde Irak Hükümetinin referanduma karşı tavrını açıklamasının da Barzani’yi etkilemediği görülüyor.
 
Barzani’nin kararının en çok etkileyeceği ülkelerin başında Türkiye geliyor. Birinci Dünya Savaşı yıllarından beri İngilizlerin ‘Türklerin Kerkük petrollerini ele geçirmeyi amaçlayabilecek bir hareketini engelleme amacıyla tampon görevi yapacak bir Kürt devleti kurulması” politikasını kuvvetle savundukları İngiliz arşiv belgelerinde yer alıyor.
 
Sevr Antlaşmasının 62 ve 64. maddeleri  Bağımsız Kürt Devleti kurulmasına götürecek hükümlere yer vermesi de aynı politikanın bir sonucudur.
 
Atatürk daha Lozan Antlaşması imzalanmadan yaptığı bir konuşmada İngilizlerin Kuzey Irak’ta bir Kürt Hükümeti kurmak istediklerini söylemiş ve bunun Türkiye açısından yaratacağı olumsuz sonuçlara değinmişti. Lozan’da Musul’un bir plebisitle Türkiye’ye bağlanması yolundaki taleplerimizin altındaki sebeplerden biri de kuşkusuz buydu.
 
5 Haziran 1926 tarihinde Ankara’da Türkiye, İngiltere ve Irak arasında imzalanan Antlaşma uzun müzakerelerden sonra varılan mutabakatı yansıtıyordu. Bu antlaşmanın 5. maddesinde aynen şöyle denilmekteydi: Taraflardan her biri, 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeye matuf her türlü teşebbüsten sakınmayı taahhüt ederler.”
 
Bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması bu antlaşmadaki taahhüdü tamamen ortadan kaldıracak ve Türkiye ile Irak arasında ortak sınır kalmayacaktır.
 
Antlaşmanın 6-10 maddeleri sınırdan 75 km derinliğe kadar olan bölgede yağmacılık ve eşkıyalık faaliyetlerinin engellenmesi için alınacak tedbirlerle ilgili yükümlülükleri sıralamaktadır.
 
Barzani’nin son yıllarda o bölgede yerleşen terör örgütüyle ilgili hiç bir önleyici tedbir almaması anlaşmanın o maddelerinde yer alan anlayışın hayata geçirilmeyeceğinin açık bir işaretidir.
 
1936 yılında Türkiye’yle Irak arasında imzalanan protokolle bu antlaşmanın geçerliliğinin devamı kararlaştırılmıştı.
 
Barzani her ne kadar referandumdan hemen sonra derhal bağımsızlık ilan edilmeyeceğini, Irak hükümetiyle bir müzakere sürecinin başlayacağını söylese de bu gelişmenin nasıl bir sonuca götüreceği şimdiden bellidir.
 
Üstelik referandum kapsamına giren alanın içine Kerkük gibi Irak Türklerinin yaşadığı bölgenin de dahil edilmesi, ayrıca 1990’lı yıllarda ülkemizden kaçırılarak Kuzey Irak’a yerleştirilen vatandaşlarımızın bulundukları Mahmur’un da bu referandumun öngördüğü alanın içinde bulunması konunun Türkiye için taşıdığı önemi ve ciddiyeti ortaya koymaktadır.
 
ABD Hükümetine yakın Rand Corporation isimli örgütün bu konuda 2016 yılında yayınladığı raporda Türkiye’nin bağımsız Kürdistan devleti kurulmasına evvelce gösterdiği şiddetli tepkinin giderek yumuşatıldığı görüşüne yer verildiği de dikkatten kaçmamıştır.
 
Bütün bu gelişmelerin ışığında  Türkiye’nin iktidarı ve muhalefetiyle ülkemizin stratejik çıkarlarını yakından ilgilendiren bu konuyu daha fazla gecikmeden milli bir mesele olarak ele alması ve Irak’ın toprak bütünlüğünün korunarak bu gibi girişimlerin engellenmesi için her türlü çabayı göstermesi kaçınılmaz bir görev haline gelmiştir.
 
 
Saygılar, Sevgiler,
 
Onur Öymen 

İzlenme: 533 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ