• DOLAR 3,9153 TL
  • EURO 4,6553 TL
  • Altın 162,9933 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Başkanlık Anayasasının Dış Boyutuyla İlgili Düşünceler

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

  Gülgün Feyman’ın Ulusal Kanal’daki programında Başkanlık rejimini amaçlayan girişimin dış boyutu hakkında özetle şunları söyledim:

 -       Bize anayasa dayatmak isteyenlerin arasında yabancıların da bulunduğu dikkatten kaçmıyor. Örneğin kendi ülkesinde evvelce önemli görevlerde bulunan Graham Fuller, “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” isimli bir kitap yazdı. Ona göre, Atatürk’ün yaptığı her şey, devrimler, reformlar, 1924 Anayasası yanlıştı. Bu nedenle, Fuller’e göre, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete son verilmeli ve bugünkü iktidarın çizgisinde yeni bir cumhuriyet kurulmalı yeni bir anayasa hazırlanmalı. Yeni Türkiye lafları da biraz buradan geliyor.
 
      PKK sorununa çözüm arama iddiasıyla, ABD ve İngiltere’nin        eski Ankara Büyükelçilerinin de katkısıyla  2009 yılında bir rapor hazırlayan Atlantic Council isimli Amerikan kuruluşunun çözüm önerileri arasında Türkiye’nin yeni bir anayasa hazırlaması ve bu anayasada Türk kelimesinin yer almaması önerisi de var.
 
Aynı öneri Center for American Progress isimli kuruluşun raporunda da yer alıyor.
 
Geçmişte başka ülkelere anayasa dayatmanın örneklerine ancak  savaşlardan sonra rastlanıyordu. II. Dünya Savaşından sonra Japonya’ya ve Almanya’ya anayasa dayatılması gibi... Türkiye bir savaş kaybetti de bizim mi haberimiz olmadı?
 Kendileri biz terörle müzakere etmeyiz diyen büyük devletler Türkiye’nin anayasal sisteminin kendi hedefleri doğrultusunda değiştirilmesini isteyen ve elinden silahı bırakmayan bir terör örgütüyle İmralı’da görüşmeler yapılmasını alkışladılar. Bunu nasıl yorumlamak lazım? Acaba sonunda Cumhurbaşkanının da kabul ettiği gibi Türkiye’yi terörle terbiye etmek, yola getirmek mi istiyorlar? ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin basına sızan “başlangıçta Esad yönetimini devirmeye çalıştığı için  terör örgütü IŞID’a müdahele etmedik” yolundaki sözleri bu açıdan çok anlamlı.
 
-        Başkanlık sistemi en çok iktidara zarar verir? Türkiye’nin pek çok uluslararası meselesi var. Bu meseleler konusunda Türkiye’ye yapılan baskılara direnen en önemli kurum Meclistir. Başkan tek başına her şeyden sorumlu olursa bütün baskılar ona yönelik olur. Ama, eğer güçlü bir meclisiniz varsa, baskılara karşı Meclis direnir. Mesela, Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşına sokmak için Churchill ve Roosevelt Kahire’de İsmet Paşa’ya büyük baskı yapmaya çalıştılar. İsmet Paşa’nın onlara verdiği cevap şöyle oldu: “Ben sizin bu söylediklerinizi TBMM’ye anlatamam, teklif bile edemem.”
 
-       1 Mart Tezkeresinin reddedilmesinde de Meclis büyük bir rol oynadı. Amerikalılar hükümeti ikna etmişlerdi. Hatta Amerikan askerlerini taşıyan gemiler İskenderun açıklarına kadar gelmişti. Tezkereyi Meclise getirdiler. Biz CHP olarak 99 AKP milletvekilini ikna ettik. Böylece hükümetin baskı altında kabul etmek zorunda kaldığı bir projeyi biz Meclis olarak reddetme imkanına kavuştuk. Ama başkanlık sistemi olursa Cumhurbaşkanı Meclisin bu gücünden yararlanamayacak  ve uluslararası arenadaki bütün baskıları tek başına göğüslemek zorunda kalacak.
 
-       Demokrasi konusunda çok hassasiyet gösteren Avrupalılar neden bu anti-demokratik anayasa değişikliği konusunda hiçbir tepki göstermiyorlar? Bizi her vesileyle eleştiren Avrupa Parlamentosu, Avrupalı başbakanlar, dışişleri bakanları nerede? Seslerini çıkartmıyorlar, çünkü başkanlık sistemi ile yönetilecek Türkiye’ye daha kolay baskı yapacaklarını düşünüyorlar.
 
-       Aynı Batılı çevreler bir süre önce tutuklu gazeteciler konusunda tepki gösterdiler, demeçler verdiler, kararlar aldılar. Peki Hüsnü Mahalli ve Ahmet Şık gazeteci değil miydi? Onların tutuklanmasına karşı Avrupa’dan bir tepki geldi mi? Evvelce İlhan Selçuk’un tutuklanmasına kim tepki gösterdi? Sadece kendilerine yakın gördükleri gazetecilerin başına bir şey gelirse aslan kesiliyorlar. Ama cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerini savunanlara yeterli ilgiyi gösteriyorlar mı?
 
-       Ergenekon davasını en çok AB desteklemiştir. Hatta, AB Parlamentosu Ergenekon’un devletin içine sızmış olan bir çete olduğunu savunan bir  karar aldı. Özetle demokrasinin kalesi olduğunu iddia eden Avrupa bu konularda iyi bir sınav veremiyor.
 
-        Kuşkusuz insan hakları alanında eleştiride bulunan yabancıların  bir kısmı iyi niyetlidir. Ama maalesef Avrupa siyaseti insan haklarını çoğu zaman seçici olarak ve kendi siyasi amaçlarına hizmet ettiği ölçüde kullanıyor. Türk demokrasisinin bu kadar tehlikeli bir mecraya girmesine rağmen Avrupa’nın susması bunun en önemli kanıtıdır.
 
-       Bu dönemde tam bir birlik içinde olmamız gerekiyor. Sen, ben kavgası yapmamamız gereken bir dönemden geçiyoruz.  Türkiye demokrasiyi kaybederse, bu işin kazananı olmayacak. Bu nedenle, iktidar olsun, muhalefet olsun, siyasetçi olsun, basın mensubu olsun  birlik içinde olmamız gerekiyor.
 
-       Ama ne yazık ki, bugün Türkiye’de demokrasiyi, cumhuriyeti, Atatürk’ün değerlerinin savunan bazı kişilere basının önemli bir bölümünde  ambargo uygulanıyor. Biz basın özgürlüğünü savunurken, gazetecilere yapılan baskılara karşı çıkarken bazı gazeteciler bizim görüşlerimizin bir cümlesini bile yazamıyorlar. Oto sansür uygulayarak cumhuriyetin değerlerini, çağdaş anayasayı, Atatürk ilkelerini savunan insanları devre dışı bırakmayı marifet sayıyorlar. Belki böyle yaparak ülkeye hizmet ettiklerini düşünüyorlar. Düşünce özgürlüğüne basın saygı göstermezse kim gösterecek? 
 
-       Bu dönemde Türkiye’de susmak, tepki göstermemek sorumluluk taşımaktır. Türkiye’nin bu gerçekleri karşısında hepimize görev düşüyor. Amacımız laik, çağdaş, demokratik Türkiye Cumhuriyetini yaşatmak olmalıdır. Türkiye artık sen, ben davasını aştı, tehlikenin sınırına geldik. Şimdi birlik olma zamanıdır.
 
Saygılar, sevgiler,
 
Onur Öymen 

İzlenme: 3257 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ