• DOLAR 3,9153 TL
  • EURO 4,6553 TL
  • Altın 162,9933 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Çin'den alınması kararlaştı​rılan füze sistemi tartışmala​rının düşündürdü​kleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 

Türkiye'nin Çin'in CPMEİC firmasından FD-2000 karadan havaya füze savunma sistemleri almayı kararlaştırdığı yolundaki haberler ABD ve Avrupa'da tepkiyle karşılandı. Bu şirketin İran, Kuzey Kore ve Suriye'ye uluslararası ambargoları delerek füze sattığı için ABD tarafından kara listeye alındığı bildirildi. Çin'in füze sisteminin NATO sistemleriyle uyumlu olmaması nedeniyle sorun çıkaracağı ileri sürüldü. Türkiye'nin NATO ülkelerinde üretilen sistemleri alması gerektiği söylendi.

Bence meselenin özü şudur: Türkiye'ye komşu ülkelerden, Rusya'nın dışında İran'ın , Suriye'nin ve Yunanistan'ın elinde füze sistemleri vardır. Türkiye muhtemel bir çatışma halinde kendi savunmasını sağlamak için füze savar sistemlere sahip olmak zorundadır. Bunun en doğru yolu bu sistemleri kendisiinin üreterek başka ülkelerin iradesine bağımlı olmaksızın bunları kullanma yeteneğine kavuşturulmasıdır. ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelere ilaveten İsrail ve Hindistan da kendi füze savar sistemlerini kurmuşlardır. Örneğin İsrail'in füze savunmasının bel kemiğini kendisinin üretiği İron Dome sistemi oluşturmaktadır. Hindistan 1999 yılından itibaren 40 devlet ve özel sektör şirketinin işbirliği sayesinde yüksek yetenekli Prithivi Yüksek İrtifa ve AAD alçak irtifa füze sistmini geliştirmiş ve konuşlandırmıştır

Biz bu konuyu birkaç yıl önce Meclis Savunma Komisyonunda ısrarla dile getirdik ve Milli Savunma Bakanına niçin ülkemizde de böyle bir milli sistemin geliştirilmediğini sorduk. O da bunun gerekçesini yüksek maliyet olarak açıkladı. Oysa şimdi bu iş için kaynak yaratılabileceği görülüyor.

Türkiye'nin NATO çerçevesinde füze sistemleri edinmesi geçmişte bazı sorunlar yaratmıştı. 1959 yılında Türkiye'de konuşlandırılması kararlaştırılan ve 1962 yılının Nisan ayında İzmir'e yerleştirilen Jüpiter füzeleri, Küba krizi sıraında, Amerika ile Sovyetler Birliği arasında yapılan gizli görüşmeler sonucunda Türkiye'den çekilmişti. Bu çekilşme kararının alınmasında Türkiye'ye danışılmamıştı, Başbakan İsmet İnönü'ye zamanında haber bile verilmemişti. 

İkinci Körfez harekatında da Türkiye'nin NATO'dan geçici olarak Patriot füzeleri alması bazı müttefiklerin itirazı nedeniyle büyük güçlüklerle mümkün olabilmişti. 

Diğer taraftan NATO üyelerinin ancak NATO ülkeleri tarafından üretilen füze sistemleri alabilecekleri yolundaki görüş de geçerli değildir. Zira bugün hepsi NATO üyesi olan Yunanistan, Bulgaristan ve Slovakya'nın elinde Rus yapımı S-300 füzleri bulunmaktadır.

Özetle en doğru yol Türkiye'nin kendi füze sistemlerini kendisiinin geliştirilmesi ve ileride bu sistemlerin kullanılmasına ihtiyaç duyulduğunda bunun için gerekli kararı kendisinin vermesidir. Gerektiğinde başka ülkelerden telknoloji alınabilir ama anahtar teslimi füze almak bence doğru bir yol değildir. Daha sonra bu sistemlerin bakım, onarım ve yedek parça ihtiyaçları söz konusu olduğunda veren ülkenin siyasi iradesine bağımlı kalınacağı unutulmamalıdır. Türkiye'nin Kıbrıs harekatından sonra ABD'nin, 1990'lı yılların başlarında da PKK'yla mücadelesinde Almanya tarafından verilen bazı askeri araçları kullandığı gerekçesiyle Almanya'nın silah ambargosuna maruz bırakıldığı hatırlardadır. Atatürk'ün her vesileyle tam bağımsızlık ilkesini savunması boşuna değildi.

İzlenme: 3352 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ