• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

"Çözüm yasasının" düşündürdü​kleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Çözüm sürecini" yasalaştıran tasarı Meclis'te bazı CHP milletvekillerinin ve MHP'nin karşı çıkmasına rağmen kabul edildi. CHP milletvekili Birgül Ayman Güler karşı oy yazısında, yasanın Anayasamıza ve temel hukuk kurallarına aykırı yönlerini güçlü delillere dile getirdi.

Bu yasa, PKK liderinin istediği doğrultuda, bu terör örgütüyle müzakereleri hukuki temele dayandırmakta ve PKK'yla müzakereleri yürüten devlet görevlilerine yasal güvence sağlamaktadır. Bu yasayla PKK'nın bir terör örgütü olma niteliğinden çıkartılııp "devlet dışı silahlı unsur" haline getirilmesi yolunda, bilerek veya bilmeyerek önemli bir adım atılmış olmaktadır. Aynı zamanda, başka ülkelerin temsilcilerinin de PKK'yla resmen müzakerede bulunmalarının yolu açılmış bulunmakta ve şimdiye kadar Türkiye'nin terörle mücadelesi çerçevesinde yürütülen bu konunun uluslararası bir nitelik kazanması riskini doğurulmaktadır.

PKK'yla yürütülen süreç, 2007 ve 2009 yıllarında Amerikan Atlantic Council uzmanı David Philips'in yazdığı raporlardaki önerilere uygun biçimde oluşmaktadır. O zaman Meclis'ten bu rapordaki önerilerin sakıncalarına dikkat çektiğimizde PKK'yla hiçbir zaman müzakere etmeyeceklerini söyleyenler şimdi bu müzakereleri savunmakta ve daha ileri adımlar atacaklarının işaretini vermektedirler.

Konun uluslararası boyutu giderek önem kazanmaktadır. Terörle mücadeleyle ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında, bu mücadelede devletlerin yükümlülükleri dile getirilmekte ancak müzakere yönteminden bir seçenek olarak dahi söz edilmemekredir. Oysa ABD ve Avrupa ülkeleri siyasi çözüm önerileriyle Türkiye'yi sürekli olarak PKK'yla müzakere masasına çekmek istemekteydiler. İmralı'da yapılan müzakerelerin ABD sözcülerince alkışlanması ve bu son yasadan övgüyle söz edilmesi bunun göstergeleridir.

PKK zaman içine "Hükümet dışı silahlı unsur" olarak kabul edildiği takdirde uluslararası alandaki konumu da değişecek ve ülke içindeki silahlı mücadelelerin tabi olacağı kuralları düzenleyen 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesinin 3. maddesi ve ekli protokolları çerçevesinde bir "taraf" haline gelecektir. Bu durumda Uluslararası Kızılhaç Örgütü de devreye girecektir. Bütün bunlar Güneydoğu'ya özerklik verilmesi yolundaki taleplere ve terör örgütünün, korucuları öldürerek, askeri birliklerimize saldırarak, adam kaçırarak, yol keserek yaptığı eylemlerle aynı zamanda olmaktadır. Cumhurbaşkanı seçimlerinden hemen önce kabul edilen bu yasanın zamanlaması terörün etkili olduğu kesimlerin oylarını almak isteyenlerin hesaplarına da uygun düşmektedir.

PKK'nın Kuzey Irak'tan tasfiyesi, hükümetin yıllardan beri Meclis'ten aldığı yetkiye rağmen gündemden düşürülmüştür. Bütün bu gelişmeleri Barzani'nin Kuzey Irak'ta bağımsız bir devlet kurma girişiminden ve İsrail'in de bu devleti tanıma taahhüdünde bulunmasından bağımsız olarak düşünmek mümkün müdür? Bölgenin siyasi coğrafyasını değiştirmek isteyenlerin Türkiye'nin toprak bütünlüğüne her koşulda saygı göstermeleri beklenebilir mi?

"Silah zoruyla siyasi çözüm sağlamaya çalışan bir terör örgütüyle müzakere edilmez, mücadele edilir" görüşünü savunanların siyasette, akademik çevrelerde, sivil toplum örgütlerinde ve basında sessiz kaldıkları veya bırakıldıkları bu dönemde dış telkinlerle yürütülen bu süreç milletimizin birliği ve ülkemizin toprak bütünlüğü için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır.

Algı yönetimi yöntemleriyle halka bir başarı gibi sunulmak istenen bu süreci içlerine sindiremeyen siyasetçilerin şimdi sözde çözüm yasasının iptali için,Anayasa Mahkemesinde bir iptal davası açtırmak için çaba göstermelerinin zamanıdır.

Saygılar, sevgiler.

Onur Öymen

İzlenme: 544 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ