• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Fiili Durum Yaratılarak Anayasayı Değiştirme Girişimleri Hakkındaki Düşünceler

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Milletin doğrudan Cumhurbaşkanı seçmesiyle yeni bir döneme girmiştir. …İster kabul edilsin, ister edilmesin Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin anayasal olarak kesinleştirilmesidir” yolundaki sözleri haklı tepkilere yol açtı. Anayasal demokrasilerde fiili durum yaratılarak anayasanı değiştirilmesi şeklinde bir durumun örneği bilinmemektedir.

Türkiye’de de anayasanın nasıl değiştirilebileceğinin yöntemi ve usulleri anayasamızın 175. maddesinde yer almıştır. Bu usuller arasında fiili durum yaratılarak devletin yönetim sisteminin değiştirilmesi” yoktur.
Anayasal demokrasilerde sıfatı ne olursa olsun herkesin anayasaya titizlikle uyması bir zorunluluktur.

Aslında, uzunca bir süreden beri Türkiye’de Anayasa’ya uygun düşmeyen, hatta açıkça aykırı olan pek çok gelişme yaşandı. Ne yazık ki, siyasi partilerin, basının, sivil toplum örgütlerinin ve aydınların önemli bir bölümü bu aykırılıklara yeterince tepki göstermedi.

Örneğin, Meclis’te yeni Anayasa hazırlanması için yürütülen çalışmalarda, başta iktidar partisi olmak üzere, bazı siyasi partiler Anayasa’nın “değiştirilmesinin önerilmesi dahi yasaklanmış olan” ilk üç maddesinin değiştirilmesi için önergeler verdiler ve böylelikle Anayasa’nın özüne aykırı bir tavrı açıkça sergilediler.

Ne yazık ki, buna yeterince tepki gösterilmedi.

1924 Anayasası’ndan itibaren Anayasanın temel direklerinden biri olan “Türk milleti” tanımını, yani “Hangi dinden, mezhepten, etnik kökenden gelirse gelsin bütün vatandaşların Türk milletinin bir parçası olduğu” ilkesinin değiştirilerek Türk kelimesinin Anayasadan çıkarılması önerildi. Ne yazık ki yalnız iktidar değil muhalefet partilerinden de bu öneriye sıcak bakanlar ve bunu hayata geçirmek için formül arayanlar çıktı.

Anayasamızın 68. Maddesinin 4. Fıkrasında “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz” denilmektedir. 69. Maddede de “68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde o partilere temelli kapatma kararı verilir. denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin o zamanki 11 üyesinin 10’unun oylarıyla AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu kabul edildi ve bu parti para cezasına çarptırıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin o zamanki Başkanı Haşim Kılıç bu kararla AK Parti’ye ciddi bir uyarı yaptıklarını ve “İlgili partinin gereken analizi yapacağına, gereken dersi çıkaracağına inanıyorum” demişti. O tarihten sonra AKP’nin laiklikle bağdaşmayan söylem ve eylemlerini sürdürmesine rağmen buna yargıdan, siyasi çevrelerden, basından, sivil toplum örgütlerinden yeterince uyarıda bulunulduğu ve tepki gösterildiği söylenemez. Yani anayasanın 68. ve 69. Maddelerinin tam olarak uygulanmaması sineye çekilmiş oldu.

Gene Anayasamızın 68. Maddesi siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamayacağını belirtmektedir. 69. Madde de bu kurala uymayan partilere temelli kapatma kararı verilir denilmektedir. Siyasi Partiler Kanununun 90. maddesinde de “Bölge veya ırk esasına veya adına dayanan siyasi parti kurulamaz. Siyasi partiler, her hangi bir bölgenin veya ırkın diğerlerine hâkim veya diğerlerinden imtiyazlı olması amacını güdemezler.” denilmektedir.

Bir partinin uzun zamandan beri ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı bir tutum içine girerek Türkiye’deki “halklardan” söz eden söylemleri de aynı şekilde sineye çekilmektedir. Yani bu açıdan da anayasa fiilen ihlal edilmektedir.

Özetle, Anayasa’nın en önemli maddeleri yıllardan beri ihlal edilirken toplumun geniş kesimlerinin sessiz kalması, öyle anlaşılıyor ki, bazı çevrelerde Anayasa’nın fiilen askıya alınabileceği umudunu doğurmuştur. 
Anayasanın özüne sahip çıkmayan, kurallarına uymayan ve en önemlisi, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinin değiştirilmesi için resmen öneride bulunan kadrolarla Türkiye’yi çağdaş demokrasilerin düzeyine yükseltecek yepyeni bir Anayasa yapılabileceğini düşünmek mümkün müdür?

Türkiye bir an önce içinde bulunduğu akıl tutulması döneminden kurtulmalı ve anayasanın özüne sahip çıkamalıdır. Bence bu gerçekler önümüzdeki seçim döneminde halkımıza en iyi biçimde anlatılmalı ve Türkiye’nin bir hukuk boşluğuna düşerek fiili durumlarla yönetilen bir ülkeye dönüşmesi önlenmelidir.

 

Saygılar, sevgiler.

 


İzlenme: 351 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ