• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

İran'la yapılan nükleer antlaşmanın düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinin (Amerika, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin) Daimi üye olmayan Almanya’yla birlikte Cenevre’de İran’la yürüttüğü müzakereler olumlu sonuç verdi ve İran’ın nükleer faaliyetlerini kısıtlayacak ve Amerika’nın ve diğer Batılı ülkelerin İran’a karşı yürüttüğü yaptırımları hafifletecek bir antlaşmaya varıldı. Bu müzakerelerden önce Amerika’nın İran’la ikili düzeyde gizli görüşmeler yaptığı ve antlaşmanın esas olarak bu iki ülke arasında hazırlandığı anlaşılıyor.

Antlaşmaya göre İran uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürecek ama bunu % 5 oranıyla sınırlayacak, şimdiye kadar ürettiği % 20’lik zenginleştirilmiş uranyum stoklarını etkisizleştirecektir. (Nükleer silah üretmek için uranyumun % 90 oranında zenginleştirilmesi gerekmektedir.) İran ayrıca, plütonyum üretme kapasite sahip olacağı düşünülen Arak nükleer santralinin çalışmalarını daha ileri düzeye götürmeyecek ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun(IAEA) etkili denetimini kabul edecektir. 

Buna karşılık Batı ülkeleri İran’ın 4,2 milyar dolarlık dondurulmuş mali varlıklarını serbest bırakacak, altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerle petrokimya ürünleri ticaretine de koyduğu engelleri kaldıracaktır. İran’ın bu antlaşmadan elde edeceği toplam kazancın 7 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bazıları bu miktarın 20 milyar doları bulacağını düşünmektedirler. 

Bu anlaşma 6 ay süreyle geçerli olacak, sonra daha kapsamlı bir antlaşmaya varılmaya çalışılacaktır.

Bu antlaşmadan çıkan bazı sonuçlar şunlardır:
-Amerikalılar ve İsrail başından beri İran’ın bütün uranyum zenginleştirme çalışmalarının durdurulmasını istiyorlardı. Bunu başaramamışlardır. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin aksi yöndeki beyanlarına rağmen, İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürmesi fiilen kabul edilmiştir. 
-İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarını Türkiye üzerinden nükleer yakıtla değiştirmesi yolunda Türkiye ve Brezilya tarafından 2010 yılında yapılan öneri gündemden tamamen düşmüştür.
-İran 30 yıldan beri maruz kaldığı ağır ekonomik baskılardan bir ölçüde de olsa kurtulmuş ve ekonomisini rahatlanma fırsatını elde etmiştir.
-Almanya, BM Daimi üyelerinin yansıra bu müzakerelere aktif biçimde katılarak uluslararası alanda etkili bir oyuncu olduğunu kanıtlamıştır.
-Amerika’yla İran arasındaki temaslarda aracılık yapmaya çalışan Türkiye devre dışı kalmıştır. Ancak bazı yaptırımların kaldırılmasından Türkiye de yararlanabilecektir.
-İsrail ve onu destekleyen ABD Kongresindeki Yahudi lobisi etkili olamamıştır. İsrail Başbakanı Netenyahu bu antlaşmaya açıkça karşı çıkmıştır. Ancak İsrail lobisinin Amerikan Hükümetine her istediğini yaptırabileceği izleniminin doğru olmadığı anlaşılmıştır.
-Başka konularda sık sık ihtilafa düşen BM Daimi üyelerinin Suriye’nin kimyasal silahlardan arındırılması konusunda olduğu gibi, bu konuda da işbirliği yapabildikleri görülmüştür.
Bu antlaşmayı ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılamak gerekir, çünkü:
-Bu bir geçici antlaşmadır, kesin sonuç henüz alınmamıştır.
- IAEA’nin denetimlerinin ne sonuç vereceği belli değildir. Önceki denetim raporları İran’ın niyetleri konusunda oldukça kuşkulu ifadeler içermekteydi.
-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü tehditkâr politikalardan vaz geçeceğinin işaretleri yoktur.
-İsrail için esas tehdit unsuru olan ve menzilleri İsrail’e ulaşan İran’ın Şahap III füzeleri bu antlaşmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. İran’ın çok daha uzun menzilli Şahap IV füzeleri yapma projesini durduracağına dair bir işaret de yoktur. Bu füzelerin taşıyacağı konvansiyonel başlıklar İsrail için tehdit oluşturmaya devam edecektir.
-İran’ın uluslararası alanda yeniden muhatap alınması ve itibar kazanması Suudi Arabistan’ı ve bazı Körfez ülkelerini rahatsız edecektir. İran’la Suudi Arabistan arasındaki rekabetin yıkıcı boyutlara ulaşması ihtimali mevcuttur.
-İran’ın ABD ve diğer Batı ülkeleri tarafından muteber bir muhatap olarak kabul edilmesi Türkiye’nin bölgedeki liderlik iddialarını zayıflatacaktır. 
-Türkiye’nin Kürecik ’teki Füze Kalkanı radarını topraklarında muhafaza ettikçe İran’la ilişkilerini tam anlamıyla normalleştirmesi zordur.
-İran’ın Suriye’yi ve Suriye üzerinde Lübnan’daki Hizbullah’ı silahlandırma çabalarını durduracağının da işareti gözükmemektedir.
-İran’da şimdi yaratılan coşkulu destek havasına rağmen nükleer projelerinin sınırlandırılmasından rahatsızlık duyanların olacağını da hesaba katmak lazımdır.

Obama’nın antlaşmadan sonra söylediği “Sert konuşmak ve tehditler savurmak siyasi açıdan yapılabilecek kolay bir şey olabilir ama bu bizim güvenliğimiz için doğru bir şey değil" sözleri Türkiye’nin bazı Orta Doğu ülkelerine karşı kullandığı söylemlere karşı bir mesaj olarak da algılanabilir.

Özetle, İran bütün baskılara karşı şimdiye kadar izlediği direnci, diplomasi alanındaki başarısıyla da olumlu bir sonuca ulaştırmış, bir yandan hayalcilikten uzak, gerçekçi, bir yandan da baskılara boyun eğerek tek taraflı taviz verme yoluna gitmeyen cesaretli ama ölçülü yaklaşımının sonucunu almıştır. Bu geçici antlaşmanın sürekli bir barış ve işbirliği ortamına dönüşmesi için bütün ilgili tarafların dikkatli ve yapıcı bir politika izlemesi gerekir.

Türkiye de Cenevre görüşmelerinden gerekli dersleri çıkartmasını bilmelidir.

İzlenme: 657 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ