• DOLAR 3,9153 TL
  • EURO 4,6553 TL
  • Altın 162,9933 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili olarak Türk ve KKTC basına verdiğim mülakatlar

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 İsviçre'nin Cris Montana kasabasında sürdürülen beşli Kıbrıs görüşmeleri konusunda Yeniçağ'ın ve KKTC basının sorularına özetle şu cevapları verdim:

Görüşmelerin bu şekilde seyredeceği başından beri belliydi. Yunanlıların ve Rumların politikaları başından beri biliniyordu. İstediklerini alana kadar bu yaklaşımlarını sürdürecekler ve her toplantıda Türklerden ilave taviz almak isteyecekler. Aldıkları tavizleri ceplerine koyacaklar. Bir dahaki toplantıya ilave taviz isteyecekler. Başından beri bu oyunu oynuyorlar.

Rumların salam politikası denilen dilim dilim taviz alma oyunlarına gelinmemesi konusunda iktidarı defalarca uyarmaya çalıştık. Masadan kalkan taraf biz olmayalım yaklaşımı karşı tarafın bu stratejisini uygulamasını kolaylaştırdı. 

Başlangıçta Birleşmiş Milletlerin de kabul ettiği mutabakat neydi? Her konuda uzlaşma olmadan toprak meselesi görüşülmeyecekti. Maalesef güvenlik ve garantiler gibi temel konularda uzlaşma olmadan toprak haritaları sunuldu. Onu ceplerine koydular, daha da fazlasını isteyecekler. Bu sefer de 'garantiler kaldırılsın', 'asker çekilsin' gibi taleplerinde ısrar ediyorlar. 

Bizim taraf 'bu son toplantı olacak' diyor ama büyük devletler baskılarını sürdürmekte kararlı. Lefkoşe'deki ABD Büyükelçisi "Cris Montana küçük bir kasaba, oradan kaçamazsınız" diyor. Bunun anlamı orada yapacağımız baskılarla sizi taviz vermeğe zorlayacağız demektir. 

Kıbrıs konusunda dış baskılara direnmede son zamanlarda maalesef pek başarılı olamadık. Kofi Annan planı başta olmak üzere, Türkiye hep veren taraf pozisyonunda kaldı.

KKTC Başbakanı çok ciddi eleştirilerde bulunuyor. Hatta 'Asker çekilsin, Kıbrıs Türklüğü biter' diyor. Hâlâ bunu müzakere konusu yapmak bile yanlış. Baştan, 'Asker çekilme yoktur gündemimizde, nokta' diyeceksiniz

.Garantiler olmazsa yalnız Kıbrıs Türklerinin değil Türkiye'nin güvenliği de tehlikeye girer. Bunu görmemiz lazım.

Esasa ilişkin bütün konularda iki taraf arasında bir mutabakat sağlanmadan garantör ülkelerin de katılacağı toplantılar yapmak da bence doğru olmadı. 

Zaman zaman AB'nin Kıbrıs Rum kesimini çözüm için sıkıştırdığı iddiaları ortaya atılıyor. Buna pek itibar etmemek llazım. AB'de yazılı olmayan ve Lüksemburg kuralı denilen bir kural vardır. Buna göre bir AB üyesi ile AB üyesi olmayan bir ülke arasında bir uyuşmazlık çıkınca AB daima üye olan ülkenin yanında yer alır. O bakımdan AB'nin, bırakınız Rumlara baskı yapmasını, tarafsız kalmasını bile bekleyemezsiniz. Şimdiki göstergeler Cris Montana'dan bizi tatmin edecek bir çözümün çıkmayacağı yolundadır. Mesele Rumların bekledikleri tavizlerden hiç değilse bir kısmını alıp alamayacaklarıdır. Geçmiş tecrübeler gösterdi ki, Rumlarla el sıkıştıktan sonra, eksik var mı diye parmaklarınızı saymak lazımdır.
Kıbrıs meselesini milli bir mesele olarak görmek ve adil, kalıcı her iki tarafın da egemen eşitliğine dayalı bir çözüm için ısrar etmek lazımdır. Kıbrıs meselesini çözmek için çalışmak başkadır, dış baskılar ve ambargolar altında çözüme muhtaç bir tarafmışız görünümünü vermek başkadır. 

 

Tek taraflı tavizler vererek uluslararası meselelerimizi çözmeye çalışmak Cumhuriyetimizin gelenekleri arasında yoktur.

 

Saygılar, sevgiler.

 

Onur Öymen

İzlenme: 2839 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ