• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Kırım'daki gelişmeler​in düşündürdü​kleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Kırım’ın Rusya’ya bağlanması sürecinde son aşamaya gelinmesi uluslararası alanda ve Türkiye’de haklı tepkilere yol açtı. ABD Başkanı Obama Rusya’nın bedel ödeyeceğini söyledi. Siyasi, askeri ve diğer bazı alanlarda ilişikler askıya alındı. Yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Rusya’nın G-8 üyeliğinden çıkartılması gündemde. 
Birleşmiş Milletler Yasasının 2. Maddesinin 4. Fıkrası bütün üye ülkelerin bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün korunmasını öngörüyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği teşkilatının temel belgesi olan Helsinki Nihai Senedinde de bütün devletlerin egemenliğinin, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün korunması en önemli ilkeler arasında yer alıyor. 
Bu noktaya nasıl gelindi? Kiyev’de düzenlenen ve yaklaşık 100 kişi hayatını kaybettiği, kimin hangi amaçla başlattığı hala tam olarak anlaşılamayan silahlı eylemler sonucunda Rusya yanlısı olarak bilinen Cumhurbaşkanı Yanukoviç ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldı. Yeni bir yönetim kuruldu. Kırım Yerel Yönetimi de buna tepki olarak Rusya’yla birleşme kararı aldı. Rusya, stratejik açıdan önemli saydığı bir ülkedeki bu gelişmeyi kolay kolay hazmedeceğe benzemiyor. Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasından sonra da Rusya’nın Kiyev’de yeniden etkili olmanın yollarını araması muhtemeldir. 
Ne yazık ki, son yıllarda o bölgede toprak bütünlüğünü koruyamayan tek ülke Ukrayna değil. Azerbaycan toprakları içindeki Yukarı Karabağ’da 1991 yılında düzenlenen bir referandum sonucunda “Bağımsız bir Cumhuriyet” ilan edildi. Ermenistan’dan askeri ve ekonomik yardım alan bu sözde Cumhuriyet kurulduğunda dünya ülkelerinin tepkisi çok cılız kaldı. 14 Mart 2008 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğu yolunda alınan ve 39 ülkenin desteklediği karara 7 ülke karşı çıktı. 100 ülke çekimser kaldı. Ret oyu kullanan ülkeler arasında Amerika, Rusya ve Fransa da var. 
Bugün hala Azerbaycan topraklarının %20’si işgal altındadır ve bu ülkenin toprak bütünlüğünün korunması için uluslararası toplum ciddi bir gayret göstermemektedir.
2008 yılında Rusya’yla Gürcistan arasında yapılan savaştan sonra Abhazia ve Güney Osetya da bağımsızlıklarını ilan ettiler. Rusya, Nikaragua ve Venezüela bunların bağımsız devletler olarak tanıdı. Rusya Abhazya’yla askeri üs anlaşması imzaladı.
Batı ülkeleri bu yeni devletleri tanımadılar ama gösterdikleri tepki çok sınırlı kaldı.
Uluslararası ilişkilerde temel ilkelerin bir taraf bırakılmasının ve çifte standart uygulanmasının ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceği son olarak Kırım’da yaşananlarla bir kere daha ortaya çıktı.
Türkiye açısından da Kırım acı anılarla dolu. 1774 Küçük kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlıların Kırım’daki yaklaşık 300 yıllık hâkimiyeti sona erdi ve Kırım Rusya’ya bırakıldı. O zamana kadar nüfusun çoğunluğunu oluşturan Tatarlar, çeşitli zamanlardaki nüfus kaydırmaları sonucunda azınlığa düştü.
1854 yılında başlayan Kırım Savaşında Türkiye ile birlikte savaşan Fransa ve İngiltere Rusya’yı yenilgiye uğrattı. Bu savaşta 45,000 şehit verdik. 
Tatarlar özellikle 1921 ile 1933 yılları arasında açlık ve sürgün nedeniyle büyük kayıplara uğradılar. Çok sayıda Tatar Türkiye’ye göç etti. 1944 yılında Stalin Kırım Tatarlarını Orta Asya ülkelerine sürdü. Sürgüne gönderilenlerin % 46’sı hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği’nin sona ermesinden sonra geri dönen Tatarlar büyük sorunlar yaşamaya devam ettiler. Aramızda güçlü tarihi ve kültürel bağlar olan Tatarlara Türkiye’nin yaptığı yardımlar maalesef çok sınırlı kaldı. Kırımla ilgili gelişmelerin özeti böyle.
Şimdi işaretleri görüldüğü gibi, yeni bir soğuk savaş dönemime girildiği takdirde bundan hiç kimse kazançlı çıkmayacak. Suriye ve İran konularında Batı ile Rusya arasındaki diplomatik işbirliği de muhtemelen sürdürülemeyecek ve bunun bölge üzerinde olumsuz etkileri olacak. Yukarı Karabağ meselesinin çözümüyle görevlendirilen Minsk grubunun liderleri Amerika, Rusya ve Fransa arasında zaten güçlükle yürütülen temaslar belki büsbütün kesilecek. Bundan en büyük zararı Azerbaycan görecek. 
İşte Kiyev’deki eylemlerin verdiği sonuçlar bunlar. Dimyat’a pirince gidenler evdeki bulgurdan oldular. Başta Ukrayna olmak üzere bütün bölgeye, ayrıca Doğu-Batı ilişkilerine zarar verildi. 
Şimdi Türkiye’nin serinkanlı ve gerçekçi bir değerlendirme yapması, Suriye konusunda yapılan hatalara düşmemesi lazımdır. Bence Ukrayna’daki gelişmeler ve Kırım konusunda tutumumuzu açıklarken bütün ülkelerin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamamız ve özellikle topraklarının % 20’si işgal edilen ve 1 milyon vatandaşı göçmen durumuna düşürülen Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması için çaba göstermemiz gerekmektedir. Ayrıca Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasını da öncelikli bir hedef haline getirmeliyiz. 
Umarız ki, bu kaygı verici gelişmeler Türk dış politikasını yönetenlere ders olur ve “sıfır sorun politikası” gibi gerçekçilikten uzak söylemler bir tarafa bırakılarak Atatürk döneminde izlenen ilkeli, kararlı, barışçı ve gerçekçi bir dış politika yaklaşımına dönülür.

İzlenme: 527 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ