• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Paris'te düzenlenen gösterilerin düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Charlie Hebdo dergisine düzenlenen ve dünyada tepkiyle karşılanan terörist saldırılara karşı Fransa Cumhurbaşkanının daveti üzerine bugün Paris’te yapılan gösterilere Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da içlerinde bulunduğu çok sayıda devlet ve hükümet başkanı  katıldı. 1 milyonu aşkın kişi de Paris’in meydanlarını doldurarak terörü lanetledi.rn

 

rn

Teröre karşı sergilenen bu birlik ve dayanışma gösterisinin somut sonuçlar vermesini diliyoruz. Ancak unutulmasın ki, bugün Paris’in caddelerinde kol kola yürüyen liderlerin tümü terörün tanımı ve hangi örgütlerin terör örgütü sayılması gerektiği konusunda görüş birliğine varmış değillerdir. Kaldı ki, teröre karşı bu gibi toplantı ve gösteriler daha önce de gerçekleştirilmiş ancak beklenen sonuçlar alınamamış ve terörist eylemler, azalmak şöyle dursun büsbütün artmıştır.

rn

1996 yılında İsrail’de düzenlenen ve 9 günde 62 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör eylemleri  dünyada  büyük tepkiyle karşılanmış ve Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mubarek’in çağrısı üzerine 29 ülkenin devlet ve hükümet başkanları 13 Mart 1996 tarihinde  Şarm el Şeyh kentinde toplanarak teröre karşı işbirliği kararı almışlardı. Bu saldırıların sorumluluğunu Hamas örgütü üstlenmişti.  Suriye ve Lübnan bu zirveyi boykot ederek farklı bir çizgide olduklarını ortaya koymuşlardı.  Ne yazık ki, bu zirvede sergilenen tutuma rağmen terör eylemleri artarak devam etmişti.

rn

Paris’teki gibi geniş halk kitlelerinin tepkilerinin örnekleri de var. 14 Temmuz 1997 tarihinde Madrid ve Barselona’da yaklaşık 2 milyon kişi, genç bir siyasetçinin ETA terör örgütü tarafından öldürülmesini lanetlemek için büyük bir gösteri yapmışlardı. Bu büyük halk tepkisine rağmen ETA’nın eylemleri o tarihten sonra da uzun süre devam etti.

rn

Bence sorun teröre karşı uluslararası işbirliğinin bütün ilgili ülkelerin katılımıyla ve bütün terör örgütlerine karşı ortak bir eylem haline dönüştürülememesinden kaynaklanıyor.

rn

Gönül isterdi ki, Fransa 1975 yılında Paris Büyükelçimiz İsmail Erez’in ASALA teröristleri tarafından şehit edilmesi üzerine böyle bir uluslararası tepki ve dayanışma çağrısında bulunmuş olsun. Ne yazık ki, bu olmadığı gibi bu cinayetten sonra bazı Fransız siyasetçileri ve basını uzun süre ASALA’ya hak verir tarzda bir tutum izlediler.

rn

PKK teröristlerine karşı da aralarında bir kısım Batı ülkesinin de bulunduğu bazı devletler tarafından gerekli tepkinin gösterildiğini söylemek zordur. Uzun süre tereddüt gösterdikten sonra bazı AB ülkeleri PKK’yı yasaklamış ve bazı PKK eylemcilerini tutuklamıştır. Ancak bunların Türkiye’ye iade edildiklerini hiç duymadık.  Bazı ülkelerin Türkiye’nin PKK terör örgütüyle mücadele değil müzakere etmesini önermesi de son derecede kaygı vericidir ve terörle uluslararası topyekûn mücadele anlayışına uymamaktadır.

rn

Öte yandan 1976 yılında AB bünyesinde terörle mücadele ve benzeri çalışmalar için kurulan ve İsviçre, Norveç, Fas, ABD ve Kanada gibi ülkelerin de katılımıyla çalışan TREVİ gurubuna, terörden en çok zarara uğrayan Avrupalı ülkelerin başında gelen Türkiye davet edilmemiştir. Gene AB çerçevesinde faaliyet gösteren Terörle Mücadele Komitesi CTG’ye AB’ye üye olmayan bazı ülkeler de davet edilmiş ancak Türkiye bu komitenin de dışında bırakılmıştır.

rn

 

rn

Paris’teki son saldırılar Orta Doğu’daki terör gruplarının eylemlerini Avrupa’ya da sıçratma eğiliminde olduklarını ortaya koymaktadır. Fransız ve İngiliz yetkililer bu saldırıları başkalarının da izlemesini beklediklerini açıkladılar.

rn

Bu gelişmeler karşısında artık eskiden olduğu gibi terörle mücadelede seçici davranmaktan vazgeçilmesi, Türkiye gibi ülkeleri de içine alacak kapsamlı bir mücadele yaklaşımının benimsenmesi  ve hiçbir terör örgütünü dışarıda bırakmayacak kapsamlı bir mücadele stratejisinin uygulamaya konulması vaz geçilmez bir zorunluluk haline gelmiştir.

rn

Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin de artık iyimser demeçler vererek kamuoyunu yatıştırmaya çalışmak yerine sorunları açıkça ortaya koyan ve terörü bitirmek için terör örgütleriyle görüşme yerine kararlı bir mücadele yaklaşımı sergilemesi bence en isabetli yol olacaktır. 

İzlenme: 466 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ