• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Suriye'ye bir askeri müdahale ihtimalinin düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

Suriye'de Hükümet kuvvetlerinin kimyasal silahlarla yaptığı iddia edilen ve 1300 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıdan sonra Suriye'ye bir askeri müdahalede bulunulması gündeme geldi. Rusya ve Çin'in itirazı nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden böyle bir müdahaleye yetki veren bir kararın çıkamayabileceğini düşünenler ve bu arada Dışişleri Bakanı Davutoğlu karar çıkmasa da müdahalenin yapılmasını savunuyorlar ve NATO'nun 1999 yılında Kosova'ya yaptığı müdahaleyi örnek gösteriyorlar. Başka ülkelerin bu konudaki politikalarının farklı nedenleri olabilir. Özellikle İsrail'in güvenlik çıkarlarını dikkate alarak Suriye-İran işbirliğini engelleyecek hedefler güdebilirler.


Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye Hükümeti'nin Şam'da bulunan BM uzmanlarının kimyasal silah kullanıldığı yolundaki iddiaları araştırmasına izin vermezse bu saldırının sorumluluğunu kabul etmiş sayılacağını söyledi. İzin verirse kimin sorumlu sayılması gerektiğini söylemedi. Suriye bu izni verdi. Bu defa bazı Batılı kaynaklar bu iznin geç verildiğini, Suriye'nin delilleri karartabileceğini söylemeye başladılar. Yerinde araştırma yapmak üzere giden BM Konvoyuna bugün ateş açıldı. Suriye hükümeti bunun sorumlusunun teröristler olduğunu söyledi. Aksi yönde bir kanıt henüz yok.

Öte yandan, Suriye'yle Kosova'nın mukayesesi şu nedenlerle yanlış sonuçlar verebilir:
-Kosova'ya müdahaleden önce yoğun bir siyasi müzakere süreci yaşandı. Oluşturulan Temas Grubu Paris'teki Rambouillet Şatosunda Sırp Hükümetiyle yoğun temaslar yaptı. ABD Temsilcisi Holbrook, Kosovalıların temsilcisi Rugovar Belgrat'ta Cumhurbaşkanı Milosoviç'le görüşmeler yaptı.
-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi aldığı 1999 sayılı kararla bütün ilgili tarafların çatışmalara son vermesini istedi. 
- Ancak bütün bu çabaların sonuçsuz kalması ve Sırp saldırılarının devam etmesi üzerine NATO bir hava operasyonunda bulundu.
 -Kosova'da müdahaleden sonra kurulan NATO öncülüğündeki Barış Gücü KFOR'a Rusya da katılmıştı. Bugünkü koşullarda Suriye'de Rusya'nın NATO'yla işbirliği yapması ihtimali yok denecek kadar azdır..

NATO Konseyi'nin sivil hedeflerin vurulmaması için İttifakın askeri makamlarına verdiği talimata rağmen 90 hava saldırısı sonucunda yaklaşık 500 sivil öldü. Niş ve Belgrad'daki hastaneler isabet aldı. Çin Büyükelçiliğine yapılan saldırıda 3 diplomat öldü. Belgrat'ta radyo-televizyon binası saldırıya uğradı. Gazeteciler öldü. Savaştan sonra siyasi çözüme ulaşılması yaklaşık 10 yıl aldı. Kosova'lı Sırplarla Arnavutlar arasında çatışmalar sürdü.

Libya'ya yönelik NATO operasyonu sonucunda Libya Sağlık Bakanlığına göre 1,108 sivil öldü. BBC, asker ve sivil olmak üzere toplam ölü sayısının 2,000-30,000 arasında olduğunu söyledi. Libya operasyonun sadece Türkiye'ye maliyeti 300 milyon dolar oldu. 

Irak'a yapılan operasyonda İngiliz tıp dergisi Lancet'e göre 600,000 kişi hayatını kaybetti. İç çatışmalar hala devam ediyor. Bugün 46 kişi öldürüldü. Aylık ortalama ölü sayısı 500 ile 1000 arasında değişiyor. İç istikrar sağlanamadı, ülkenin kuzeyindeki PKK terörü bertaraf edilemedi. Ülke bütünlüğü sağlanamadı. Kuzeyde devlet otoritesi yok.

Afganistan'a yapılan müdahalenin sonuçları da ortada. Ülkede güvenlik ve istikrar yok. Binlerce sivil hayatını kaybetti. NATO orada yeterince etkili olamadı. Amerika birliklerini geri çekeceğini açıkladı.

Şimdi uluslararası toplumun müdahale etmesini savunanlar bütün bunları düşünmeli ve bir askeri harekatın nelere mal olacağını hesaplamalıdır. Ayrıca, müdahale için bir uluslararası koalisyon kurulursa biz de buna gireriz diyen Dışişleri Bakanı bu yetkinin, anayasamıın 92. maddesine göre hükümette değil, Mecliste olduğunu unutmamalıdır.

Kuşkusuz kim tarafından yapılmış olursa olsun bir kimyasal saldırıya göz yummak mümkün değildir. Ama bu olayın niteliği ve sorumluları hakkında daha Birleşmiş Milletler uzmanlarının raporu yayınlanmadan askeri müdahale teşvikçiliği yapmak bence çok isabetsizdir. 

Böyle bir olası müdahaleye Türkiye'nin de katılması ülkemizi bir savaşın içine sokar. Bunun çok ağır bir bedeli olabilir. Sonunda da Suriye'ye barış, istikrar ve demokrasinin geleceğinin garantisi yoktur. Suriye'deki terör gruplarının, müdahaleden sonra da kendi hedefleri doğrultusunda saldırılarını sürdürmeleri beklenir. PYD'nin de Kuzey Suriye'de kendi otonom bölgesini kurmaya çalışacağı anlaşılmaktadır. 

Böyle bir müdahale halinde Hizbullah örgütünün de çatışmalara katılması, dolayısıyla savaşın Lübnan'a da sıçraması beklenir. İsral'in ve İran'ın böyle bir gelişmeye kayıtsız kalmaları zordur.

Yani Suriye'ye müdahale bütün bölgeyi bir ateş topuna çevirebilir. Sadece uçuşa yasak bölge ilanı ve hava kuvvetleriyle müdahale seçeneği de benzeri sakıncaları doğurabilir.  Bir müdahalenin sonunda bölgedeki terör eylemlerinin büsbütün artmasını beklemek gerekir. Bundan en büyük zarara uğrayacak ülkelerden biri de Türkiye olabilir
 
Bütün bu nedenlerle Türkiye yangına körükle gitmekten vaz geçmeli, bir yandan Suriye'de ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunurken muhalif gruplara silah ve lojistik destek sağlamaktan dikkatle kaçınmalı, bizim dışımızdaki nedenlerle başka ülkeler askeri müdahale yoluna giderse, "Gönüllüler Koalisyonuna" katılmamalı ve siyasi çözümü öngören Cenevre müzakere sürecine destek vermelidir. Dimyata pirince gitmenin zamanı değildir. Dış politika öfkenin ve duyguların esiri olarak yapılan bir meslek değildir. Aklın gösterdiği yoldan ayrılmamaya özen gösterilmedir.

İzlenme: 447 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ