• DOLAR 3,5056 TL
  • EURO 4,1709 TL
  • Altın 146,5154 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Trump'ın İngiliz ve Alman basınına verdiği demecin düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 20 Ocak tarihinde görevine başlayacak olan Donald Trump, Alman Bild ve İngiliz Times gazetelerine verdiği mülakatta önümüzdeki dönemde Amerika’nın dış politikasında köklü değişiklikler olabileceğinin işaretini verdi. Kampanya sırasındaki bazı aşırı beyanları çoğunlukla Trump’ın seçim stratejisinin bir unsuru gibi değerlendirilmişti. Ancak, şimdi değişik bir tablo ortaya çıkmaktadır.

 

Trump bu demecinde NATO’dan köhneleşmiş bir örgüt olarak söz ediyor. Bu örgütün yıllarca önce tasarlanan bir yapıya sahip olduğunu ifade ediyor. Trump sadece beş NATO ülkesinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini söylüyor. Burada ölçü savunma harcamalarının GSMH’nın %2’sini aşmasıdır. Türkiye bu beş ülke arasında yer alıyor. Ancak, öyle anlaşılıyor ki, Amerika diğer NATO ülkelerinin savunma harcamalarını arttırmaları için baskı yapmaya hazırlanmaktadır.

 

Sebebi ve amacı ne olursa olsun, Trump’ın bu sözleri Avrupa’da ciddi tedirginlik yaratmıştır. Bu gibi beyanların NATO’nun caydırıcı gücünü olumsuz yönde etkilemesinden ve dışa karşı sergilenmeye çalışılan dayanışma duygusunun zedelenmesinden endişe edildiği anlaşılıyor.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, geçmişte, 1956 Süveyş Krizi sırasında Amerika’nın İngiltere ve Fransa’ya karşı izlediği politikalar, 1962 Küba Krizinde Türkiye’ye haber vermeden ülkemizdeki Jüpiter füzelerinin çekilmesi kararı, 1964’te Kıbrıs konusunda Başkan Johnson’ın İsmet İnönü’ye mektubu ve 1974 Barış Harekatından sonra Amerikan Kongresinin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu NATO’nun dayanışma duygusunu ciddi olarak zayıflatan unsurlar arasında yer almıştı. Ancak, şimdi ilk defa bir Amerikan Başkanı NATO’yu köhneleşmiş bir kuruluş olarak nitelendirmektedir.

 

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararını destekleyen Trump, başka ülkelerin de İngiltere’yi izleyebileceğini ifade etmiştir. Trump’ın AB’ye yönelik eleştirilerinin ana eksenini başta Almanya olmak üzere, AB’nin göçmenler konusunda izlediği “gevşek” politika olduğu anlaşılmaktadır. Trump, Almanya Başbakanı Merkel’in bu konuda feci bir yanlış yaptığını söylemiştir.

 

Trump’ın beyanlarından, kolektif bir ekonomik güç olarak ABD’nin ticari menfaatlerine zarar verdiğini düşündüğü AB’yi zayıflatmayı hedeflediği ve başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkeleriyle ikili düzeyde ilişkileri geliştirmeye çalışacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, daha şimdiden Meksika’da üretilen Alman otomobillerinin ABD’ye ithalatına %35 vergi koyulacağını açıklamıştır.

 

Trump’ın İran’la nükleer konuda yapılan anlaşmadan da rahatsızlık duyduğu ve bu konuda farklı bir yaklaşım sergileyebileceği görülmektedir.

 

Trump, Rusya’yla ilişkileri yumuşatmaya çalışacağını belirtmekle birlikte, bu ülkenin Suriye’ye müdahalesini çok olumsuz olarak nitelendirmiş, Afganistan’da durumun kötüye gittiğini, Musul’u IŞİD’den kurtarmak için yapılan müdahalenin bir felakete dönüştüğünü, Amerika’nın 2003 yılında Irak’a yaptığı müdahalenin ise arı kovanına çomak sokmak anlamına geldiğini ifade etmiştir.

 

Trump bu son mülakatında doğrudan doğruya Türkiye konusuna değinmemiştir. Ancak, diğer meseleler hakkındaki sözlerinden Türkiye konusunda da Amerika’nın şimdiye kadar izlediği politikadan farklı bir söylem benimsemesi ihtimali kuvvetlidir.

 

Bütün bu gelişmelerin ışığında, Türkiye’nin yeni bir değerlendirme yapması gerekebilir. Öyle anlaşılıyor ki, Trump’ın Amerika’nın ulusal çıkarlarına öncelik veren yaklaşımı diğer ülkeleri de kendi ulusal çıkarlarını savunmaya yöneltecektir. Türkiye’nin de gerek Suriye, gerek Irak, gerek Kıbrıs, gerek Ermenistan, gerekse Ege meselelerinde kendi ulusal çıkarlarını en etkili biçimde savunmayı hedefleyen bir strateji benimsemesi, özellikle Kıbrıs konusunda başka ülkeleri tatmin etmeyi amaçlayan yaklaşımlar benimsemekten vazgeçmesi ve terörle mücadelede kararlı bir tutum sergilemesi gerekmektedir.

 

Bütün bu konularda Türkiye’nin başarısının temel koşulu yurt içinde ortak hedefler etrafında tam bir birlik ve beraberlik içinde bulunmasıdır. Bu nedenle, rejim değişikliği girişimlerinden vazgeçilmesi, başta laiklik ve çağdaşlık olmak üzere cumhuriyetin temel değerleri konusunda toplumu kutuplaştırıcı söylem ve eylemlerden kaçınılması  önem taşımaktadır.

 

Dünyadaki gelişmeleri dikkate almadan atılacak adımlar ülkemizin çıkarları ve geleceği açısından zararlı sonuçlar verebilir. Şimdi aklı egemen kılmanın zamanıdır.

 


Saygılar, sevgiler,


Onur Öymen 

İzlenme: 117 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ