• DOLAR 3,9205 TL
  • EURO 4,6340 TL
  • Altın 162,8947 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Ulusal Kanal’da 30 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan "Nasıl Yani" programında

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 lusal Kanal’da 30 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan "Nasıl Yani" programında Gülgûn Feyman’ın dış politikayla ilgili sorularına karşılık özetle şunları söyledim:

 
- Türk-Amerikan ilişkilerinde iki konu ön plana çıkıyor: birincisi Gülen’in iadesi, ikincisi Amerika’nın PYD’ye yaptığı askeri yardım. Her iki konuda da maalesef Türkiye’nin istediğini alamadığı görülüyor.
- Kuşkusuz dış ilişkilerdeki problemler bunlardan ibaret değil. En önemli gelişmelerden biri Barzani’nin bir referandum yaparak Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurma niyetini ilan etmiş olmasıdır. Peki bu konuda Amerika ne diyor, Türkiye ne diyor? Washington görüşmelerinde bu konunun ele alındığına dair bir haber basına yansımadı. Oysa bu kadar önemli bir konunun görüşülmemiş olması mümkün mü?
- Amerika’nın Şam eski Büyükelçisi Robert Ford 11 Mayıs tarihinde The Atlantic dergisine PKK-PYD ilişkileri konusunda çok ilginç bir makale yazdı. Bu makalede PKK ve PYD’nin iç içe olduğunu, aynı silahlı unsurların bazen PYD’de bazen de PKK’da da savaştığını ileri sürdü. Bu iki örgütün karargahları, kurucuları ve sistemleri aynı. Yani, PKK ve PYD’yi birbirinden ayırmak mümkün değil. Bu durumda sorulması gereken şudur: Ayırım gözetmeksizin bütün terör örgütleri ile mücadeleye var mısınız, yok musunuz? Yoksanız teröre karşı etkili bir uluslararası işbirliğinden söz edilebilir mi?
- NATO ittifakının özü 5. maddeye dayanır. Buna göre, müttefik ülkeler içlerinden birine yöneltilecek silahlı bir saldırıyı hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirirler.
- Amerika’nın yaklaşık 70 yıldan beri izlediği NATO politikası Trump’la birlikte değişmiş görünüyor. Trump NATO zirvesindeki konuşmasında 5. maddeye vurgu yapmayan ilk Amerikan Başkanı oldu. Halbuki NATO tarihinde 5. maddeden faydalanan tek ülke 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırılarından sonra Amerika oldu.
- Amerika, Almanya ile şimdiye kadar rastlanmadık bir üslupla siyasi çatışmaya girdi. Trump NATO’nun neredeyse bütün yükünün Amerika’ya kaldığını, Avrupalı NATO üyelerinin ekonomik olarak üzerine düşeni yerine getirmediğini söyledi. Almanya’nın ABD’yle ticaretinde aşırı derecede fazlalık vermesini de eleştirdi. Merkel de bunun üzerine “Başkalarına tümüyle güvenebileceğimiz zamanlar geride kaldı…Biz Avrupalılar kendi kaderimizi gerçekten elimize almalıyız" dedi. Türkiye bu çekişmelerin neresinde yer alıyor?
- Savunma harcamaları konusunda Trump’ın söylediklerinin arkasında şu yatıyor: Soğuk Savaş sonrasında ittifak üyeleri barış payı adı altında savunmaya ayrılan bütçelerini azaltmışlar, buradan arttırdıkları bütçeyi de eğitim, sanat, bilim gibi alanlara kaydırmışlardır. NATO üyelerinin büyük çoğunluğunun savunma bütçesi, hedef alınan GSMH’nın %2’si düzeyinin gerisinde kalmıştır. Bu hedefi tutturan sadece beş ülke var. Fransa bu sıralamada 6., Türkiye ise 7. sırada yer alıyor.
- Ancak Amerika herkesin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesini isterken kendisi müttefiklerine karşı üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor mu? Amerika bir terör örgütü ile savaşan müttefikine yeterince destek veriyor mu? Mesela Türkiye’nin terörle mücadelesine destek verdi mi? Yoksa PKK ile açık bir ilişki içinde olan PYD’yi mi destekliyor?
1999 yılında Washington’da yapılan NATO zirvesinde kabul edilen Stratejik Konsept belgesinde terörist saldırılar, Türkiye’nin bütün çabalarına rağmen 5. madde kapsamına, yani bütün üyelere yapılmış saldırılar kapsamına alınmadı.
- 11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra, 2010 yılında kabul edilen yeni NATO Stratejik Konseptinde pek çok maddede terörden bahsedilmesine rağmen, terör 5. madde kapsamına gene alınmadı. Yani, bir NATO ülkesinin terör saldırısına uğraması halinde, hiçbir NATO ülkesi bu saldırıyı kendisine yapılmış kabul etmek zorunda değil. İşte sorunlar bunlar.
- Hem askeri hem de ekonomik alanda aslında Türkiye’nin söyleyeceği çok sözü var. Amerika, Almanya ile arasındaki ticari dengesizlikten söz ediyor. Peki Türkiye ile Amerika arasındaki ticari dengesizlik ne olacak? 2006 yılına kadar iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde bir denge söz konusuydu. Fakat 2006’dan sonra bu denge Amerika’nın lehine bozuldu ve ABD’nin Türkiye’ye ihracatı ithalatının 2 katına çıktı. Peki, Türkiye bu konuyu neden gündeme getirmiyor? Neden Amerika ile AB arasındaki Serbest Ticaret Antlaşması müzakerelerinde Türkiye yok? Neden Türkiye ile AB arasındaki gümrük birliği hizmet sektörünü ve tarım ürünlerini kapsamıyor?
- Bence Türkiye bütün bu gelişmelerden ders alarak sorunlarını masaya yatırmalı. Avrupa ve Amerika bütün sorunlarını açıkça tartışırken, Türkiye’nin pek çok sorunu gündeme gelemiyor.
- Özetle, bambaşka bir Amerika ile karşı karşıyayız. Trump’ın “Önce Amerika” söyleminin ne anlama geldiği şimdi daha iyi anlaşılıyor.
- Trump İsrail’le tam bir görüş birliği içerisinde hareket ediyor. İsrail’in bir numaralı düşmanı İran. Aynı şekilde, Suudi Arabistan’ın da bir numaralı düşmanı İran. Trump bölgedeki tüm Müslüman ülkeleri bir araya getirerek İran’a karşı bir cephe oluşturmaya çalışıyor.
- Bütün bu gelişmelerin ışığında Türkiye izlediği dış politikayı yeniden değerlendirmeli, cumhuriyetin temel dış politika hedeflerinden ve gerçekçilikten ayrılmadan ülkemizin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını en iyi şekilde savunmayı öncelikli hedef haline getirmelidir.

Programın dış politikayla ilgili bölümünün linki aşağıdadır.

Saygılar, sevgiler,

Onur Öymen

 

İzlenme: 2859 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ