• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

Yunanistan seçimlerinin düşündürdükleri

Onur Öymen

Onur Öymen

E-Posta : ooymen@hotmail.com

 Dün (30 Ocak) Yunanistan'daki seçimlerin sonuçları hakkında HALK TV'nin sorularına verdiğim cevaplar özetle şunlar:
Başbakan Alexis Tsipras'ın ilk dış gezisini Kıbrıs Rum kesimine yapacak olmasından ya da Savunma Bakanının Kardak’ın civarındaki uluslararası sulara çelenk bırakmasından büyük sonuçlar çıkartmak doğru olmaz. Yeni Yunan Hükümeti'nin Türkiye’ye yönelik dış politikasının nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemde anlaşılacaktır. Bunun için biraz daha beklemek lazım.
Asıl önemli olan işin esasıdır. Yani Yunanistan Hükümetinin Avrupa’yı etkileyebilecek, Türkiye'ye de yansımaları olabilecek yaklaşımları nelerdir, neler oluyor, neler olabilir, Syriza seçimlerde niçin başarılı oldu? Buna bakmak lazım.
AB’nin Yunanistan’a dayattığı sıkı ekonomik tedbirlerin yol açtığı aşırı tasarruf tedbirleri, maaşların ve gelir düzeyinin düşmesi, işsizliğin artması halkta büyük bir tepkiye neden oldu. IMF ve Avrupa Merkez Bankasının verdiği kredilerin büyük bölümü batmakta olan bankaların kurtarılmasına ve eski borçların ödenmesine harcandı. Bu paranın sadece %10'u halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına ayrıldı.
Yunan halkının tepkilerinden yola çıkılarak şunlar söylenebilir: geçmiş yıllarda görev yapan hükümetlerin büyük hataları vardı, ekonomi politikaları yanlıştı, yolsuzluklar,.ihtimaller oldu. Ama benzeri halk tepkileri bir tek Yunanistan’da yok. İspanya’da da var, İtalya’da da var, Portekiz’de de var. Bu da gösteriyor ki yalnız o ülkelerden değil, AB’den de kaynaklanan bir sorun var. AB tarafından izlenen ekonomik ve mali politikalar, esas itibariyle Avrupa ekonomisine yön veren büyük devletler tarafından kararlaştırılan ve daha çok onların çıkarlarına hizmet eden politikalar. Küçük Avrupa ülkeleri de bunlara uymak zorunda bırakılıyor ve bu model hayatın gerçeklerine ve halkın beklentilerine uymuyor. İşin özünde bu var.
Bir de Yunanistan’ın iç sorunlarına bakmak lazım. Yunanistan’da yalnız borçlanma politikası değil, genel olarak yolsuzluklar ve suistimaller o kadar tepki uyandırdı ki Syriza partisi bütün bunlara tepki olarak ortaya çıktı. Bu seçimlerden önce Syriza’nın Genel Başkanı Tsipras'ın çok ilginç bir sözü oldu: “Yunanistan’da gerçek güç, banka sahiplerinin, yolsuzluklara bulaşmış siyasetçilerin ve yine yolsuzluklara bulaşmış medyanın elindedir.” diyor. Başka bir muhalefet lideri de şöyle diyor: “Yunan basını devlete menfaat bağıyla bağlı olan kişilerin elindedir. Medyaları devlet kontrol eder. Devlet de medyaların kontrolündedir. Bu karşılıklı şantaj durumudur.” Yunanistandaki tesbit bu.
Bu bir tek Yunanistan’da mı böyledir. Acaba başka ülkelerde de benzeri durumlar yok mudur? Mesele şu ki, başka ülkelerde tespitlerini ve görüşlerini bu kadar açıklıkla söyleyebilen siyasetçilerin sayısı az. Bunlardan biri İspanya'da kısa bir süre önce kurulan Podemos partisi. Kuruluşundan birkaç ay sonra üye sayısında ikinci parti durumuna yükselen Podemos son kamuoyu yoklamalarında ien büyük iki partiyi geride bırakıyor. Ikinci bir Syriza olmaya aday..
Şimdi Syriza'nın "Yunanistan’ın eski borçlarını silin, geri kalanını da çok uzun vadeye bağlayın, bize kalkınma yardımı yapacaksanız üretimi arttırmamıza, kalkınmamıza fırsat verin" demesi son derece önemli. Avrupa bu talebi yerine getirirse aynı modeli benzeri durumdaki diğer ülkelere de uygulamak zorunda. Bu Avrupa’nın daha önce alınan birçok kararı ve politikayı değiştirmesi anlamına gelecek ve bu durumun AB'ye maliyeti de çok büyük olacak. Böyle bir durumun ortaya çıkmaması için Yunan Hükümetine baskı yaparak geri adım atmasını sağlamaya çalışacaklardır. AB eski tutumunda israr eder, Yunan Hükümeti de geri adım atmazsa o zaman Yunanistan’ın Avro bölgesinden çıkması gündeme gelebilir.
Tabii olası sonuçlar sadece bunlardan da ibaret değil. AB’deki kararlar oybirliği ile alınıyor. Yunanistan AB’nin pek çok kararını etkileyebilecek durumda. İlk işareti şu oldu: AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları uzatma kararına itiraz etti.AB bundan sonraki kararlarında da Yunanistan’ın engeli ile karşılaşabilecek. Yani Yunanistan'ın elinde de veto silahı var.
Benzeri bir durum NATO'da da ortaya çıkabilir. Yunanistan NATO'nun Rusya politikasını engellemeye çalışabilir. Çünkü orada da üyelerin veto hakkı var. Bütün bunlar Avrupa’da yeni bir oluşumun başlangıcı olabilir. Yunan Hükümeti'nin ve Avrupa siyasetine yön veren devletlerin tutumuna bağlı olarak bu gelişmeler bir Avrupa baharının da bir Avrupa kışının da başlamasına yol açabilir.
Unutulmamalı ki bir yandan da birçok Avrupa ülkesinde sağcı radikal, hatta ırkçı partiler güç kazanmaktadır. Yunanistan'daki ırkçı Altın Şafak partisi son seçimlerde 3. Parti oldu. Fransa'da Le Pen'in aşırı sağcı partisi de güç kazanıyor.
Bütün bunları Türkiye açısından değerlendirirsek, bence şunlar söylenebilir: önümüzdeki dönemde AB öncelikle kendi iç sorunlarıyla uğraşacak. Dolayısıyla zaten son zamanlarda kısmen rafa kalkmış olan genişleme politikası, büsbütün geri plana itilecek. Bunun sonucunda da Türkiye’nin üyelik süreci bilinmeyen bir tarihe ertelenecek, belki de hiç gerçekleşmeyecek.
Özetle, görünen o ki: klasik partilerin bazıları, sağda ya da solda olsun, artık Avrupa’da halkın beklentilerini yerine getiremiyorlar. Bunlardan bazıları güç kaybediyor ve hızla bir tabela partisine dönüşüyorlar. İtalya'da bazı eski köklü partiler tarihe karıştı, isim değiştirdi veya başka partilerde birleşti. Almanya'da 40 yıldır koalisyonların kilit partisi olan Liberal Parti barajı aşamadı. Yunanistan'da yıllarca iktidar veya ana muhalefet partisi olan sosyalist PASOK 7. Parti oldu ve barajı zor geçti. Bu partinin eski lideri, eski Başbakan Papandreu'njn. Yeni partisi barajın altında kaldı.
Türkiye’deki siyasi partilerin de bütün bunlardan çıkartması gereken sonuçlar var. Siyaset günlük polemiklerle sürdürülebilecek bir iş değildir. Yunanistan'daki gelişmeler göz açıcı olmalıdır. Partiler halkın dini duygularını veya etnik konuları kullanarak oy almaya çalışırlar ve ülke çıkarlarını korumak için gerektiğinde yabancı ülke ve kuruluşlarla mücadeleyi göze alamazlarsa, kendilerini onlara beğendirmeyi öncelikli hedef sayarlarsa güçlerini ve itibarlarını kaybederler.

İzlenme: 524 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ