Gerçek Sözcü Özel Haber

DEPRESYON!

Sami Samanci

Sami Samanci

E-Posta : s.samanci@aol.com

 DEPRESYON!

GENÇ YAŞTA ÖLÜME BİLEREK KOŞMUŞ BİR GENÇ BAYANIN AKIL ALMAZ GÜZELLİKTE ROMANIYLA TANIŞMA..
SİNEM SİNMEZ
Dün haloğlum 
Giray KÜÇÜKÇELEN’in ofisine gittim.
Onun okuduğu kitapların içeriği farklıdır. 
Tarih, felsefe, Atatürk’ün; en ince detayları dahil bütün hayatı, siyasi kitaplar vs..
Genellikle konuşup keyif aldığımız yegane konular;
Sanat, edebiyat, siyaset ve tabiki
evrensel müzik..
Kendisi çok düzgün, kelimenin tam anlamıyla GÜVENİLİR, SAYGIN VE ÇOK ASİLDİR.
Ofisi kütüphane gibi..
120 sayfalık bir kitap uzattı bana. Rastgele bir sayfa açıp rastgele bir paragrafdan başlayıp biraz okudum.
Kanım dondu..
Kitap bir hastahanenin ruh ve sinir hastalıkları servisinde yazılmış..
kitabın tamamını okumak için istedim. Şiirsel bir anlatım, hem de baştan sona..
 
İşte okuduğum o bölümlerden kesitler; 
 
( kalbinden bahsediyor, duvar diye bahsettiği kendi kalbi)
 
Kırık duvar aynasıdır insanın.
Kırılan yerden bakar insan biraz da kendine.
Yüreğin en hafif en yumuşak yeridir çünkü orası,
Duvarın da en ince yeri.
Yok olmadan önce hatırlanacak yegane yerdir.
Orada başlar hüzün
Orada başlar yardım çığlığı,
Orası en uzak noktasıdır hayatın.
Duvarlar kırıldıkça büyür insan yüreği,
Duvarlara (kalplere) açıldıkça duygular taşar,
Dalgalanır hayat,
Duvar kırıkları olmasa yaşanmaz insanca,
Öyle yüksekten
Öyle kendine bakamaz insan kendine...
Kırıklar olmasa...
———/———
( beş yaşında annesini kaybetmiş)
 
Annem yeniden gözümün önüne geliyor
Ve rüyamdaki perinin yüzünün
Ona ne kadar benzediğini çıkarmaya çalışıyorum.
Dünyanın bütün rüya perilerini
Anneme benzetmekte özgür olmalıyım..
————/—————
 
Uykuyla bulacaktım ölümün izini
Uzun süre uyanmamasına yattığım
yatağa
Uzun bir yol gittim,
Duvarların (kalplerin) içinde
Kapattım her çıkışı uykuyla...
Oneiros’un (düş) kucağına düştüm,
Morpheus’un (simgesel) kanatlarıyla uçtum,
Hiçbir yerde aradığımı bulamadım.
Kaybetmiştim.
Oyunu bozmuştum,
Kimseye inanmadım
Ve sonunda, 
Dipsiz bir kuyuda
Yanına kuruldum Thanatos’un.
 
———-/————
Hayata haykırışı;
 
Yaprak hışırtısı,
Sinek vızıltısı,
Kurbağa vığıltısı,
Dalga hışırtısı sestir ses !
“Ağla!” diyen, “yalvar !” diyen, “git öl, öldür” diyen 
Ancak korkudur.
Kendinden
Yaşamdan korkan ruhun bağırtısıdır...
———/———-
Annesine;
 
Tatil bitti.
DÖNÜYORUM ANNE !
-SON-
 
Benim Sinem’e dair düşüncelerim;
 
Sevdiklerine birer mektup bırakarak bu hayattan ayrılmaya karar vermiş, bu “veda”tıpkı paramparça yaşamına sinen gizemler gibi kör kuyulara gizlenmiş.
Hayatın en ağır tramvalarına 45 kiloluk minik bedenine konuk olan ruhu, tahammül ve tekâmmül doygunluğunun zirvelerine uçurmuş onu. Kırılgan, kimseyi kırmayan ama kötülüklerden kaçmayı başaramayıp sinesine kapanmayı bir kurtuluş olarak gören, çok ama çok güçlü bir kalemin sahibi.
Sessizce, 30’lu yaşlarına gelmeden kırılmış kanatlarının tamiriyle savaşıp kanat çırpmaya çalışmış, kül kadar gri, tüy kadar hafif minik bedenine sığmayan bir büyük ruhun sahibi..
Yazarların, çizerlerin birbirini çekemeyenlerin, ezip geçenlerin arasına zaten senin güçlü kalemin ve yaralı ruhun iki numara büyük gelirdi.
Ruhun şâd olsun
SİNEM SİNMEZ

İzlenme: 174 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Hayatın Yükü

    Misafir: Sami, Sinem'i yeniden hatırlayıp yeniden anlamaya çalıştığım bir noktada yardımın için teşekkürler.Sinemi'in arkadaşı,Tuba Karabulut'un kitabına yazdìğı gibi hayatın yükü O'nun küçük omuzlarına hep çok fazlaydı. 03 Ağustos 2019 21:59

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ANKARA - HAVA DURUMU

ANKARA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ