• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

AŞK ÇIKMAZI 2. Blm

Sami Samanci

Sami Samanci

E-Posta : s.samanci@aol.com

 Oğuz arada bir Sevgilisi Ferda ile karşılaştıkları cadde üzerindeki kahvehaneye gidip sevgilisini görebilme ümidi ile yolu gözlemekteydi. İlk karşılaştıkları o ilk an hafızasına kazınmıştı sanki. Unutmuyor, unutamıyordu. 
1935 yılının ılık bir ilkbahar günüydü. Ferda, kestane rengi gür dalgalı saçlarını örüp birde sarı kurdela bağlamıştı.. Güzelliği dillere destan olmuştu. Oturdukları kasabadan ve yakın çevrelerden çok dünürcüsü vardı da o kimseleri yanına yaklaştırmamış ve evlilik lafına dahi tahammül edemdiğini her fırsatta yakınlarına söylemişti..
Ta'ki Oğuz ile karşılaştıkları o güne kadar..
Ferda, Kasabanın köklü ailelerinden Akif Hekimbaşı'nın torunu, Eşref beyin tek evladı idi..
Oğuz, o gün ve diğer günler ara ara gidip Ferda'nın yolunu gözlüyordu..
Oğuz'un babası Eşref bey kasabanın tek manifaturacısıydı. Oğlunun dükkanla fazla ilgilenmediğinden şikayetciydi.. 
Bir gün kasabada bir düğün olduğunu öğrenen Oğuz pek ümitlenip hevesleni.. Mutlaka sevgilisininde o düğüne geleceği ihtimali ile heyecanı doruklara çıktı..Düğüne Oğuz ve aileside davetliydi. Düğün sahibini çok yakından tanımıyordu Oğuz, ancak düğün sahipleri babasının devamlı müşterileri arasındaydı.
Oğuz'u özellikle ayrıcalıklı olarak çağırmışlardı düğüne. Çünkü Oğuz iyi bir tambur sanatcısıydı.Yöresel türküleri yanık sesi
İle muhteşem okuyarak kısa sürede yakın çevresinin hayranlığını kazanmıştı, çok da yakışıklı bir delikanlı olduğundan kısa sürede genç kızların ilgi odağı olmuştu..
Akşam düğün için hazırlık yaptı. Siyah ayakkabı, siyah pantalon ve beyaz gömek giydi. Oğuz, beyaz tenli gür dalgalı siyah saçları ve uzun boyu ile düğüne gelen genç kızların yüreklerini dağlayacağa benziyordu..
Düğün salonuna erkenden gitti. Davetliler birer ikişer gelmeye başlayınca salon girişine gidip sanki düğün sahibinin bir yakınıymış gibi gelen davetlileri selamlamaya başladı..
Sonra arkasındaki pencereden arada bir caddeyi kolaçan edip sevgilisini görebilme ümidi ile yollara bakıyordu..
Nihayet Ay ışığında ay gibi parlayan sevgilisinin mah yüzünü gördü. Kalp atışları ritmini değiştirip yerinden fırlayacakmış gibi atmaya başladı.
Ferda ve ailesi salona girdiler, aralarında sadece beş altı metre kadar bir mesafe kalmıştı. 
Ferda ve Oğuz göz göze geldi. 
Ferdanın pembe yanakları saniyeler içinde nar gibi kızarıp al al oldu.
Oğuz'un yanıbaşından kuğu gibi süzülerek geçip gitti..
Üzerindeki pembe ipek elbisesi uçuştu, tam Oğuzun yanından geçerken elindeki mendilini bilerek bıraktı. Mendil Oğuz'un ayaklarının dibine düştü. Oğuz eğilip mendili yerden aldı, büyülenmiş gibi hissetti kendini. Tam karşısında gözleri şaşı, on iki on üç yaşlarında bir erkek çocuğu vardı..Mendili Ferda'nın düşürdüğünü gördümü diye şüphe içinde baktı çocuğa. Çocuk başka yere bakıyordu, Oğuz mendili dudaklarına götürüp öptü, koklamalara doyamadı, son bir kez koklayıp mendili cebine koydu.
Uzaktan Ferda'nın kendisini takip ettiğinden habersizdi..
Salonun yan tarafından Ferda'yı görebileceği bir yer bulup oturdu..Beş on dakika sonra anne ve babasıda geldiler..
Oğuz uzunca bir süre lise ve ayrıca müzik eğitimi için İstanbuldaki amcasının yanında kaldığından kasabadakileri fazla tanımıyordu..
Düğünün ilerleyen saatlerinde Oğuz sahneye davet edildi.
Düğün sahiplerinden bir delikanlı Oğuz'a emanet ettiği tambur'unu getirip altınada bir sandalye çekti..
Oğuz o akşam tek bir şarkı okuyup tekrar ailesinin yanına geçti..Okuduyu şarkı Ferda'ya olan aşkını anlatıyordu..

Düğün salonundan ilk Ferda ve ailesi ayrıldılar. Oğuz'da peşleri sıra hava alma bahanesiyle dışarıya çıktı, bir köşeye çekilip arkalarından öylece baktı, heykel gibi hiç kımıldamadan..
Gökyüzünden bir yıldız kaydı. Oğuz, engin derinlikleri olan semaya baktı bir süre ve hayalleri uçuştu gökyüzüne..

Ertesi gün erkenden babasının manifatura dükkanına gitti. Ne uyku uyuyabiliyor, ne kimseyle muhabbet edebiliyordu.. Aklı fikri hep Ferda'da idi. 
Öğle saatlerine doğru, manifatura dükkanının ardına kadar açık kapısından içeriye üç kadın girdiler. Arkalarında bir dördüncü kişi daha vardı. Biraz sanki kendisini gizler gibi bir hali vardı..
Oğuz dikkatlice baktı bu Ferda'dan başkası değildi. Eli ayağna dolaştı,dili boğazına kaçtı sandı, ne söyleyip ne edeceğini şaşırdı..
Göz göze geldiler. 
Oğuz " Hoş geldiniz" dedi. Sesi titriyordu. Diğer kadınlar orta yaşın biraz üzerindelerdi. 
Oğuz müşterileri dükkanında biraz fazlaca tutmanın telaşını yaşıyordu.
Telaş içinde,
"Kahve içermisiniz" diye sordu. Üç kadında Oğuz'un bu teklifine pek şaşırdılar. Şaşırmayan bir tek Ferda idi.
Kadınlar "içelim madem, teklif ettiniz sizi kırmayalım" dediler..
İçlerinden birisi hepside az şekerli olsun diye ilave ettti..
Oğuz, kahveleri yan tarafındaki kahvehaneye sipariş etmek için dükkandan çıktı..
Mutluluktan ve heyecandan uçar gibi kahvehaneye girip kahveleri sipariş etti.
Kahvehanedeki müşterilerin tamamı kendisine bakıyordu, birden utandı, aceleyle kahvehaneye girip heyecanını belli etmiş olmaktan tedirgin oldu..
Ama mutluluktan uçuyordu, bu mutluluğu elinden alınacakmış gibi kısa bir şaşkınlık yaşadı, sonra kendini toparlayıp kahvehaneden çıktı. 

İzlenme: 384 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ