• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

ASK CIKMAZI 3.Blm

Sami Samanci

Sami Samanci

E-Posta : s.samanci@aol.com

 


Oğuz, kahvehaneden çıktıktan sonra bir an duraksadı, yeniden kahvehane ye dalıp üç sandalye aldı. 
Kahvehane sahibine;
- Fazıl abi birazdan iade ederim, diye seslendi.
Manifatura dükkanına geldiğinde hanımlar kendi aralarında sohbete dalmışlardı. Sandalyeleri oturmaları için üç bayan müşterisinin yanılarına bıraktı.
- Buyrun oturun lütfen.!
Üç hanım sandalyelere kuruldular.
Ferda ayakta kalmıştı. Oğuz, tezgahın iç tarafındaki kendi sandalyesini alıp Ferda'nın yanına getirdi. Birbirlerini tanımıyormuş gibi davranmak zorunda olmaları resmi ve mesafeli davranmalarını gerektiriyordu..
Oğuz Ferda'ya "buyrun sizde oturun lütfen" dedi..
Ferda'da kendisine sunulan sandalye ye oturdu..
Oğuz ilk şalkınlığını üzerinden atabilmişti, heyecandan alnında biriken ter'ini mendiliyle sildi..
Hanımlara;
"Nesılsınız" diye sordu, üç hanımdan en neşeli ve güleç yüzlü olanı, "iyiyiz evladım" diye yanıtladı. 
Sonra aynı bayan devam etti;
- Sizi hatırladım.! 
- Siz akşamki düğünde şarkı okuyan yakışıklı değilmisiniz.?
Oğuz, tebessüm etmekle yetindi.
Bayanlardan en genç olanı Oğuz'a, sesinin çok güzel olduğunu, ama daha önce kendisini hiç görmediğini söyledi..
Oğuz, uzun yıllar İstanbul'da kaldığını anlattı.
Kahvehane işleten Fazıl bir tepsi kahve ile içeri girdi, kahveleri servis edip hemen çıktı. 
Oğuz Ferda'ya bakmaktan imtina ediyordu, zira bu hanım efendiler cin gibiydiler. Ferda oturduğu sandalyeden kalkıp tezgaha yaklaştı. Oğuz zaten ayakta idi, Ferda raftaki kumaşlardan birisini gösterip bakmak istediğini söyledi..Kumaş bahaneydi aslında, Ferda Oğuz'a yakın olmak istiyordu. Kalbinin yerinden çıkacakmış gibi attığını hissediyor, bir an bile Oğuz'un yanından ayrılmak istemiyordu. Arada bir kaçamakta olsa göz göze bakışıp birbirlerine gözlerinden aşk kıvılcımları akıtıyorlardı..
Oğuz, Ferda'nın işaret ettiği kumaşı raftan alıp bir iki kat açtı. O sırada babası Enver bey geldi dükkana. Oğuz babasını görünce pek sevindi, diğer üç kadın kahvelerini içmişlerdi, onlarda kumaşlara bakmak isteğinde idiler.
Enver bey müşterilerine istediği kumaşları indirip onlarla ilgilenmeye başladı..
Bunu fırsat bilen oğuz fısıltıyla "seni çok özledim" dedi..
Ferda "bende" diye yanıtladı..
Sonradan Ferda'nın teyzesi olduğunu öğrendiği sevimli bayan yanlarına yaklaşıp Ferdanın önünde duran kumaştan bir entarilik iki metre kestirmek istediğini söyledi..
Ferda uyardı;
- Teyze pazarlık etmiycekmisin fiyat filanda sormadın.!
Teyzesi;
- Bize kahve ikram eden bu kibar çocukla pazarlıkmı edilir ne ayıp.!
Ferda Oğuz'a bakıp tebessüm etti, Ferda'nın teyzesi yeniden diğerlerin yanına geçti.
Oğuz, cebinde sakladığı Ferda'nın mendilini çıkarıp "bunu akşam düşürmüştün, bende kalabilirmi" diye sordu..
Ferda belli belirsiz "bilerek düşürdüm" dedi.
Oğuz;
- Bir daha gelirmisin.?
Ferda;
- Gelirim.!
Oğuz başka laf söyleyemedi, üç bayanın işi bitmiş kapıya yönelmişlerdi. Oğuz önündeki kumaştan iki metre kesip paketledi.
Kendi seçtiği mor renkli bir kumaştan da iki metre kesip paketledi ve Ferda'nın eline tutuşturdu, "bu benim hediyem" diye fısıldadı.
Ferda ve üç diğer bayan dükkandan çıktılar. Oğuzda peşlerinden çıktı. "Yine bekleriz efendim"diye uğurladı müşterilerini ve tabiki sevgilisini..

Öğle üzeri arkadaşı Kemal geldi, biraz muhabbet ettiler. Akşam için bir yerde buluşma teklif etti Kemal, ancak Oğuz pek istekli değildi..
Kemal bir bardak çay içip kalktı. Akşam dükkan'ı kapatan Kemal ve babası Enver bey evlerine gittiler..
Uşak ilçesinin merkezinde olan ahşap cumbalı evleri rahmetli dedesinden miras olarak intikal etmişti kendilerine. Arka tarafta küçük bir meyve bahçesi, evin ön tarafında ise kırmızı beyaz gül ağaçları vardı..Evin girişi, arka bahçe tarafına idi.. 
Evin giriş bölümünde geniş bir hol, sol tarafta yukarıya çıkılan ahşap merdiven, merdiven altında bir tuvalet, sağ tarafta küçük bir kiler, girişin tam karşısındaki kapıdan girildiğinde büyükce bir salon ve salonun sol tarafında ayrı bir kapısı olan mutfak bulunuyordu..
Salondaki büyük pencerelerden evin önündeki büyük cadde olduğu gibi görülüyordu..
Ara ara yaylı faytonlar şıngırtılı sesler çıkararak yoldan geçiyor, kimi zaman evlerine geç kalan ve telaş içinde koşuşturan insan manzaralarına tanıklık ediyorlardı..
Oğuz ve ailesinin evlerinde her daim sükunet hakimdi. Yüksek sesle konuşmama adabı büyük baba ve babaannelerinden kendilerine sirayet etmiş bir adab-ı münazara kuralı idi..
Annesi Asuman hanım beyaz tenli zeytin gibi iri gözleri ile göz kamaştıran bir güzellikte idi..ilçenin en etkin bayan terzisiydi o, bütün hali vakti iyi kadınları hep onun müşterisiydi..
Oğuz'un birde 12 yaşında kız kardeşi vardı. 
Nagihan..
Nagihan'ın solgun yüzünde hep bir keder ifadesi hakimdi. Çünki o kalbinde büyük bir sorunla bu dünya ya merhaba demişti. Yaşıtları gibi koşup oynayamıyor. Heyecanlandığı vakit nefessiz kalıyordu..
Oğuz salona girdiğinde ilk evvel kardeşi Nagihan'a sarılıp yanaklarından öptü. O onun canıydı..
Annesi Asuman hanım yemek masasını hazırladı. Hep birlikte yemeğe oturdular..
Asuman hanım ilk çorbaları servis etti. Tavuk suyuna tel şehriye çorbası, biraz limon ve karabiber eşliğinde, müthiş kezzetliydi, arkasından etli bamya, tavuklu pilav ve beraberinde üzüm hoşafı..
Nagihan pek iştahsız ve narin bir yapıda idi. Oğuz, kardeşinin bu durumuna çok içkillenip üzülüyordu..
Kardeşine yemeğini yedirebilmek için türlü komiklikler ve espiriler yaptı. Yok, hiçbir şey fayda etmiyordu. Nagihan'ın solgun yüzündeki kederli ifada çaresiz bir hastalığın pençesinde olduğunun farkında olmasından kaynaklanıyordu.
Yemekten kalktılar. Oğuz annesine masayı toplamaya yardım etti.
Bir ara Asuman hanım oğlunun gömlek ceninden ucunu gördügü pembe mendili çekip çıkardı..
Mutfakta olduklarından babası Enver bey ve kardeşi Nagihan kendilerini görmüyordu..
Asuman hanım manalı manalı oğluna baktı. Mendilin bir bayana ait olduğu aşikardı.
Asuman hanım mendili Oğuza uzattı. Oğuz mendili almak isteyince annesi mendili geri çekti..
Asıman hanım;
- Kimmiş oğlumun gönlünü çalan bu talihli kızımız.?
Oğuz biraz kızardı, annesine elini uzatıp mendili istedi. Asuman hanım;
"kim olduğunu öğrenene kadar menfil bende kalacak" dedi..
İçeriden Enver beyin sesi duyuldu;
- Hanım kahveleri Yemen'den mi getireceksin.?
Oğuz annesine; 
Yakında bir fırsatını bulup seni tanıştırırım, ama önce şu mendili ver lütfen dedi. Asuman hanım fazla ısrar etmeden mendili Oğuz'a uzattı..
Biraz sonra, Asuman hanım kokusu salona kadar ulaşan kahve tepsisi ile salona geçti
Akşam kahvelerini huzur içinde içtiler..


Devam edecek...


iPhone'umdan gönderildi

İzlenme: 372 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ