• DOLAR 3,5041 TL
  • EURO 4,1885 TL
  • Altın 145,5267 TL
g.sozcu11

Gerçek Sözcü Özel Haber

DEGIRMEN

Sami Samanci

Sami Samanci

E-Posta : s.samanci@aol.com

 Değirmen 2
1970 yılının ağustos ayında, pırıl pırıl güneşin kavurucu ışık hüzmeleri, ulu ceviz ağacının yaprakları arasından süzülse de devasa gövdesine tesir etmiyor gözüküyordu, burası Banaz’ın içinde gizli kalmış cennetten bir köşe gibiydi, yaklaşık iki yüz metre kadar sağ ve sol kanatları kavaklık olan bir yoldan gidilirdi su değirmenine. Her daim ıssız ve sessizdi bu değirmen yolu, insanı, başka dünyalardaki rüya âlemlerine taşıyabilecek özellikleri sadece değirmenin ihtişamlı ve mağrur duruşunda değildi elbette.

Değirmen’in sahibi, Gülsüm hala ve Gülsüm halanın iki yetişkin yakışıklısı, Ankara’dan ve Bursa’dan her yaz değirmene gelip ağustos ayı boyunca Banaz’da kalan diğer evlatları ve torunları ile bambaşka bir ruh ve coşku kazanıyordu..

Değirmenin minik bir şato’yu andıran manzarasını görmeden önce, sağ tarafta çoğunluk elma ağaçlarından oluşan, armut ve ayva ağaçlarının da bulunduğu, kocaman bir meyve bahçesi bulunuyordu, manzara muhteşem ötesi bir güzellikte idi, ulu ceviz ağacının koca gövdesinden uzanan dalları tam değirmenin köşesine denk düşen bir konumda, etrafındaki yemyeşil büyük çimenlik alan, hemen değirmen girişinin sol tarafında özenle büyütülmüş, kan kırmızı renklerinin sizi rüyalar alemine götürebilecek güzellikte büyüleyici yedi veren gülleri ve pembe beyaz leylak ağaçları..
Ve Değirmen.!
Aahhh bu değirmen.!
Çiftlik gibi.!
Rüya gibi.!
Siz hiç su değirmenin ahenkli gümbürtüsü eşliğinde uyudunuz mu?.
Güm güm güm güm güm.!
Ağıt gibi, türkü gibi, çocuklara ninni gibi.!
Her yanı ahşap, üst katına on altı basamak merdivenle çıkılan, sağda salon penceresi, önünde bir sedir, bu sedir’e oturup, akşama kadar değirmenin altndan çağlayarak akan derenin Banaz çayına olan yolculuğunu izlemek..
Yazları buz gibi serin büyük salonun tam karşısında kocaman ve içinde iyi düşünülmüş bir tulumba, sol tarafta yan yana üç oda..
Değirmende o gün hummalı bir çalışma vardı, evin çıkışının hemen önünde bir tulumba, tulumbanın önünde ayaklı bir küvet, sağ tarafta pek göze çarpmayan bir konumda fırın evi, ve elbette fırının içinde tepsi tepsi pişirilen ev börekleri ve bir sini baklava..
Bütün bu hazırlıkların sebebi, Gülsüm halanın Ankara ve Bursa’dan evlatları ve torunlarının gelecek olmasıydı, onlar sanki büyük bir kent’de doğup büyümüş gibiydiler, giyim kuşamları ve konuşmaları fark edilir bir özellikte idi..
Geldiler, Değirmende tam bir bayram havası, dalga dalga mutluluk ve huzurun yıldızlara uçuştuğu bir akşam üzeri..
Hemen leylak ağaçları ve yedi veren güllerinin yanı başına masalar kuruldu, fırına sürülen bir koca sinide kızarmış kaburga etleri, bir koca tencere bol domatesli bulgur pilavı, tabaklara servis edilmiş börekler, salatalar geldi masaya.
Mutluluğu doruklara çıkmıştı Gülsüm halanın, dualar okuyup üfledi evlatlarına, sohbetler edilip şen kahkahalar atıldı, ulu ceviz ağacının köklerine gizlenmiş eski hatıralar canlandı birer birer, renk renk erguvanlar uçuştu havada, sihirli bulutlardan huzurun üzerlerine yağdığı bir gece ve hepsi mutluluğa kanat açmış şen gönüllerdi…

Sami Samancı

İzlenme: 96 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ